Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada ülke gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. "Terörsüz Türkiye" vizyonu kapsamında atılacak adımların artık yasal bir zemine taşınması gerektiğini ifade eden Bahçeli, toplumsal uzlaşıdan bölgesel gelişmelere, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesinden sınır ötesindeki savaş risklerine kadar pek çok konuyu detaylandırdı.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamladı
Devlet Bahçeli, Meclis bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yürüttüğü faaliyetlerin tarihi bir öneme sahip olduğunu belirterek, bu yapının mevcut tabuları yıktığını dile getirdi. Terörün sona erdirilmesi hedefiyle hazırlanan raporun kabul edildiğini açıklayan Bahçeli, sürecin bundan sonraki rotasının siyasi ve hukuki adımlarla şekilleneceğini duyurdu. Komisyonun katılımcı bir anlayışla 20 toplantı gerçekleştirdiğini hatırlatan MHP lideri şu ifadeleri kullandı:
"Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili gayret ve girişimlerin en önemli ayağı raporla teşekkül etmiştir. Demokratik, katılımcı bir anlayışla kurulan komisyon, üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmıştır. Kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Devir Türk ve Türkiye devridir."
Terörden arınma sürecinde hukuki düzenlemeler öncelik
Sürecin sağlıklı ilerlemesi için yasal bir çerçeve çizilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, yapılacak düzenlemelerde adalet duygusunun korunmasının altını çizdi. Topluma kazandırma süreçlerinin aşama aşama planlanması gerektiğini kaydeden Bahçeli şunları söyledi:
"Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Bundan sonra nelerin yapılacağı raporda takdim edilmiştir. Bulanık suda balık avlayanlar iyi dinleyin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır."
“Af ve cezasızlık algısına karşı hassasiyet korunmalıdır”
Bahçeli, yapılması planlanan yasal çalışmaların içeriğine dair kırmızı çizgilerini paylaşırken, kamuoyunda yanlış bir intiba oluşmaması adına uyarıda bulundu. Adalet sisteminin zedelenmemesi gerektiğini belirten Bahçeli şunları kaydetti:
"Adalet duygusunu zedelemeden silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir. İhtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir. Süreci ve sonrasını yönetecek bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması ayrıca önemli ve kıymetlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden yasal düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir."
Terör örgütü KCK için derhal fesih çağrısı yapıldı
İç cephenin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2024 tarihli açıklamalarına atıfta bulunarak, örgütün tamamen dağılması gerektiğini söyledi. Dış tehditlere karşı birlik mesajı veren MHP lideri şu soruyu yöneltti:
"Dışımız kayarken, içimizi kaynaştırmalıyız. İçimizde birbirimiz yarı, yareni olmalıyız. PKK'nın kurucu önderinin büyük payı vardır. Çağrısı aynı şekilde KCK'yı da bağlamaktadır. Örgütün feshi, derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı demokratik bir eşiktir, o halde bundan sonrası yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?"
“Türkiye Cumhuriyeti’nde vatandaşlar arasında ayrımcılık yoktur”
Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine ve üniter yapıya bağlılık vurgusu yapan Bahçeli, Türk ve Kürt vatandaşların eşitliğine dikkat çekti. Geçmişteki bazı hataların ideolojik yaklaşımlardan kaynaklandığını belirten Bahçeli şu açıklamada bulundu:
"Hiçbir vatandaşımız bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir. Bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini asla bulamazsınız. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkisinde bulunan bir kısım zevatın ön yargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk neyse Kürt odur, Kürt ne ise Türk de aynısıdır."
“Kayyum uygulamaları ve yerel yönetimler yeniden değerlendirilmelidir”
Demokrasi sınırları içerisinde bazı idari kararların gözden geçirilebileceğine değinen Bahçeli, yerel yönetimlerdeki duruma ilişkin şunları kaydetti:
"Kayyum meselesi demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli; iki Ahmet'in makamlarına oturması sağlanmalı. Biz yer yüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız, başka merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorumları savunmak, küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır."
Bölgesel savaş riski ve ABD ile İran arasındaki gerilim tırmanıyor
Orta Doğu’daki sıcak gelişmelere de değinen Bahçeli, ABD ve İran arasındaki tansiyonun küresel bir felakete yol açabileceği konusunda uyardı. Savaş senaryolarının bölgenin dengesini bozacağını ifade eden Bahçeli şu değerlendirmeyi yaptı:
"ABD'nin İran'a saldıracağı tarih hususunda bahisler oynanıyor. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçiyor. Savaş senaryosu bölgesel dinamikleri olumsuz yönde etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD'nin İran'a saldırması coğrafyaların ayarını bozacak, yaygın bir savaş döneminin kapısını kıra kıra açacaktır."
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesine tam destek verdi
Grup toplantısında iç politikadaki tartışmalara da değinen Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan Ramazan ayı genelgesi üzerindeki eleştirilere sert yanıt verdi. Bakan Yusuf Tekin’i tebrik eden Bahçeli, genelgenin kültürel mirasın korunması adına doğru bir adım olduğunu belirterek eleştirilere tepki gösterdi:
"Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en küçük bir delil göreniniz var mıdır? 'Gericilik' diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir?"
“Manevi değerlerin nesillere aktarılması bir zorunluluktur”
Bahçeli, küresel düzeyde yaşanan manevi erozyona karşı gençlerin korunması gerektiğini belirterek, genelgeye ilişkin desteğini şu sözlerle sürdürdü:
"Ramazanın maneviyat iklimindeyiz. Ramazan ayının mübarek adabını yeni yetişen nesillere öğretilmeli. Bir türlü anlamadığımız esas şudur; manevi erimenin küresel salgın halini aldığı, her cepheden tehditler savurduğu bugünkü dünyanın alacakaranlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık. Ölen öldü, kaybolan kayboldu, kalanlar bizim mi deseydik? Bu bahsi neden açtığımı elbette izah edeceğim. Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat'ta Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında bir genelge yayımladı. Yerinde bir adımla, doğrusunu yapmıştır."
Muhalefetin genelge eleştirilerine karşı laiklik ve inanç vurgusu yaptı
Genelgeyi eleştiren CHP ve belirli kesimlere yönelik sert ifadeler kullanan Bahçeli, devletin laik yapısının inançlarla çelişmediğini ifade etti:
"CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yöneticileri bir anlatsın da öğrenelim. Din düşmanı olmayıp, yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren çürük aydınlar ne istediklerini hele bir söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur? Allah'a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz. Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımlanan ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum."
“Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısından taviz verilmeyecektir”
Konuşmasının sonunda devletin temel sütunlarına vurgu yapan Bahçeli, 1923 yılında atılan temellerin sarsılamayacağını belirtti ve konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
"Türkiye Cumhuriyeti devleti Ankara'dan yönetilen üniter devlet yapısına, milli devlet yapısına, inançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği laik devlet yapısına dayanmaktadır. Bu yapı kurucu kahramanlar tarafından mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde koyulmuştur. Bundan dönüş yok. Taviz söz konusu değildir. Cumhuriyet'in 103 yıllık tarihi bu ilkeleri benimsemekte zorlananların zaman zaman beyhude çıkışlarına şahit olmuştur. Bu girişimler her defasında lanetlenmiştir."