Kilo verme sürecinde yaşanan kontrolsüz yeme atakları ve atıştırma krizleri genellikle "irade zayıflığı" olarak adlandırılsa da, uzmanlar asıl nedenin yanlış beslenme stratejileri olduğunu belirtiyor. Beslenme uzmanı Luke Hanna’ya göre, gün boyu uygulanan aşırı kısıtlayıcı diyetler vücudu biyolojik bir savunmaya itiyor ve akşam saatlerinde yaşanan kontrolden çıkmış iştahın zeminini hazırlıyor.
"Disiplin" sandığınız kısıtlamalar geri tepiyor
Birçok kişi hızlı kilo vermek amacıyla kahvaltıyı atlıyor veya öğle öğünlerini geçiştirerek kendisini "disiplinli" hissediyor. Ancak uzman Luke Hanna, bu durumun uzun vadede ters etki yarattığını vurguluyor. Gün boyunca yeterli enerji ve besin ögesi alamayan vücut, hayatta kalma mekanizmasını devreye sokarak günün ilerleyen saatlerinde yüksek kalorili ve şekerli gıdalara karşı karşı koyulamaz bir istek duymaya başlıyor.
İradeye güvenmek neden gerçekçi değil?
Hanna, kilo verme sürecindeki en büyük yanılgıyı şu sözlerle özetliyor: "Gün boyunca vücudu yetersiz besleyip, akşam saatlerinde sadece iradeye güvenmek gerçekçi değildir." Akşam yaşanan yeme ataklarının çoğu, kişinin karakter zayıflığından değil, gün içindeki aşırı besin kısıtlamasının doğrudan bir sonucudur. Vücut, mahrum bırakıldığı enerjiyi en hızlı yoldan (basit karbonhidratlar ve yağlı gıdalar) telafi etmek istiyor.

Sürdürülebilir kilo vermenin 3 altın kuralı
Uzmanlara göre kalori açığı oluştururken bu açığın sürdürülebilir olması hayati önem taşıyor. Ani yeme ataklarını önlemek ve iştah kontrolü sağlamak için özellikle günün erken saatlerinde şu üç noktaya dikkat edilmesi öneriliyor:
-
Yeterli Protein Alımı: Kas kaybını önler ve tokluk süresini uzatır.
-
Lifli Besinler: Sindirimi yavaşlatarak kan şekerinin dengede kalmasını sağlar.
-
Dengeli Öğünler: Vücudun besin öğesi eksikliği hissetmesini engeller.

Açlık döngüsünden nasıl çıkılır?
Kilo verme sürecini bir işkenceye dönüştürmek yerine, biyolojik ihtiyaçları gözeten bir planlama yapmak sürecin başarısını artırıyor. Uzmanlar, "kıtlık psikolojisine" giren bir beynin iradeyle kontrol edilmesinin imkansız olduğunu hatırlatarak, öğün atlamak yerine porsiyon kontrolü yapmanın ve besleyici değeri yüksek gıdalara odaklanmanın en sağlıklı yol olduğunu vurguluyor.





