Dünyaca ünlü gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, dijital platformlardaki 1,4 milyon takipçisine yönelik yaptığı açıklamada, çilekten işlenmiş etlere kadar geniş bir yelpazede yer alan sekiz temel gıdanın sağlığa etkilerini değerlendirdi. Dr. Sethi, bu ürünlerin içeriğindeki pestisitler, ağır metaller ve kimyasal bileşiklerin vücutta birikerek hormonal sistemden bağırsak sağlığına kadar pek çok alanı olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Uzman isim, özellikle modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası haline gelen bu gıdaların seçiminde daha bilinçli olunması gerektiğinin altını çizdi.

Çilek: Tarımsal ilaç kalıntıları ve mikroplastikler vücudun kimyasal yükünü artırıyor
Listenin başında yer alan çilek konusunda önemli bir noktaya değinen Dr. Sethi, en yoğun pestisit maruziyetinin bu meyveden kaynaklandığını belirtti. Konuyla ilgili açıklamasında Dr. Sethi şu ifadeleri kullandı:
“Bazı pestisit kalıntıları hormon sinyallerini etkileyebilir ve zamanla vücudun kimyasal yükünü artırabilir.”
Şişelenmiş su
Plastik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte gündeme gelen şişelenmiş sular ise mikroplastik maruziyetinin ana kaynağı olarak gösterildi. Dr. Sethi, bu küçük parçacıkların vücut içinde birikme eğiliminde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Mikroplastikler, vücutta birikebilen küçük parçacıklardır ve bağırsak bariyer sağlığı ve inflamasyon üzerindeki potansiyel etkileri araştırılmaktadır.”
Konserve ton balığı: Deniz ürünlerindeki ağır metaller ve yüksek ısılı pişirme yöntemleri risk taşıyor
Konserve ton balığı tüketimine dair de uyarılarda bulunan Dr. Sethi, bu gıdada bulunan cıva gibi ağır metallerin vücutta birikebileceğine dikkat çekti. Uzman doktor, “Sık tüketimde, aşırı maruziyet durumunda beyin ve sinir fonksiyonlarını etkileyebilir” değerlendirmesinde bulunarak tüketim sıklığının önemine işaret etti.

Mutfaklarda sıkça tercih edilen kızartılmış patates ve cipsler ise akrilamid içeriği nedeniyle riskli gıdalar arasında yer alıyor. Nişastalı yiyeceklerin yüksek ısıya maruz kalmasıyla oluşan bu bileşiğin potansiyel kanserojen etkileri olduğunu belirten Dr. Sethi, “Bu madde, nişastalı yiyecekler yüksek sıcaklıkta piştiğinde oluşur” açıklamasını yaptı.
İşlenmiş et ürünleri ve ızgara yöntemleri bağırsak sağlığını tehdit ediyor
Ultra işlenmiş etlerin barındırdığı katkı maddelerinin bağırsak mikrobiyom yapısını bozabileceği ve düzenli tüketim halinde sistemik inflamasyonu tetikleyebileceği ifade edildi. Benzer şekilde, yüksek ateşte pişirilen ızgara veya yanmış etlerde ortaya çıkan ileri glikasyon son ürünlerinin (AGEs) oksidatif stresi artırdığı bildirildi. Bu bileşiklerin hücresel düzeyde yaşlanma sürecini hızlandırma potansiyeline sahip olduğu aktarıldı.
Sosis: Katkı maddeleri ve yapay renklendiriciler metabolik dengeyi bozabiliyor
Sosis ve şarküteri ürünleri, sodyum nitrat maruziyetinin en yüksek olduğu gıda grubu olarak nitelendirildi. Dr. Sethi bu konuda şu uyarıda bulundu:
“Vücutta nitratlar reaktif bileşiklere dönüşerek, sık alındığında damar ve metabolik sağlığı etkileyebilir.”
Renkli tahıllar ve şekerlemeler
Renkli kahvaltılık tahıllar ve şekerlemelerde kullanılan yapay renklendiricilerin ise özellikle çocuklarda hiperaktivite benzeri semptomlarla ilişkilendirildiği belirtildi. Bu sebeple, hassas bünyeye sahip bireylerin bu tür ürünlerin tüketiminden kaçınması tavsiye edildi.
Bilinçli gıda seçimi ile uzun vadeli sağlık korunabilir
Yaptığı açıklamaların amacının korku yaymak değil, toplumda bir farkındalık oluşturmak olduğunu söyleyen Dr. Sethi, sağlıklı bir gelecek için kaynağı belli ürünlerin seçilmesi gerektiğini vurguladı. Sethi, bilgilendirme notunu şu sözlerle tamamladı:
“Kaynağı öğrendiğinizde, bağırsak, karaciğer, hormonlar ve uzun vadeli sağlığınızı koruyacak daha akıllı gıda seçimleri yapabilirsiniz.”










