İnsanlık tarihinin bilinen tüm ezberlerini bozan Göbeklitepe, tek başına bir tapınak olmaktan çıkıp devasa bir yerleşim ağının kalbi haline geldi. 12 Şubat 2026 itibarıyla dünya vitrinine çıkan yeni buluntular, 12 bin yıl önce bu topraklarda yaşayan insanların sandığımızdan çok daha karmaşık bir sosyal yapıya ve inanç dünyasına sahip olduğunu gösteriyor. Artık sadece bir başlangıç noktasından değil, tarihin en büyük gizeminden bahsediyoruz.
Hayvan figürleri yerini insan heykellerine bıraktı
Göbeklitepe'den yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta bulunan Karahantepe, son yılların en sarsıcı arkeolojik alanı haline geldi. Göbeklitepe'de daha çok vahşi hayvan figürleri ön plandayken, Karahantepe'de ana kayaya oyulmuş devasa bir insan başı heykeli ve çevresindeki sütunlar dikkat çekiyor. Uzmanlar bu alanın sadece bir ibadet merkezi değil, insanların toplandığı ve belki de ilk toplumsal kuralların koyulduğu bir yaşam alanı olduğunu düşünüyor.

Tarihin ilk çizgi romanı bir köy evinin altından çıktı
2021 yılında bir köy evinin bahçesinde tesadüfen bulunan Sayburç alanı, arkeoloji dünyasında hikaye anlatıcılığının doğuşu olarak kabul edildi. Buradaki taş duvarlarda bir insanın iki yanında leopar ve boğa figürleri yer alıyor. Sadece basit bir çizimden ziyade bir olay örgüsü içeren bu kabartma, 11 bin yıl önceki insanın yaşadığı bir macerayı tıpkı bir film sahnesi gibi taşa kazıdığını kanıtlıyor.
Bu dev yapıları neden kendi elleriyle gömdüler?
Göbeklitepe ve çevresindeki yapıların en esrarengiz tarafı, bu devasa alanların terk edilirken yıkılmak yerine tonlarca toprakla bilinçli bir şekilde gömülmüş olması. Atalarımızın bu muazzam eserleri neden saklama gereği duyduğu ve kimden korudukları sorusu hala cevaplanmayı bekliyor. Arkeologlar bunun o dönemdeki inanışa göre devasa bir veda töreni olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

2026 yılında tüm dünya Şanlıurfa'yı konuşuyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında bugün bölgede 12 farklı noktada kazılar aynı anda devam ediyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen dünyanın en eski boyalı domuz heykeli gibi buluntular, Neolitik Çağ insanının sanat ve estetik konusunda bugünle yarışacak düzeyde olduğunu kanıtlıyor. Toprağın altından çıkan her yeni parça, modern insanın köklerine dair bildiği her şeyi değiştirmeye devam ediyor.





