OpenAI CEO’su Sam Altman, katıldığı BlackRock Altyapı Zirvesi’nde yapay zekanın ekonomi ve iş gücü üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Altman, konuşmasında “yapay zekâ aklama” olarak adlandırdığı bir eğilime dikkat çekti. Buna göre, bazı şirketlerin işten çıkarmaları doğrudan yapay zekâya bağladığını ancak bu kararların çoğu zaman temelinde klasik ekonomik baskıların ve piyasa koşullarının yer aldığını ifade etti. Başka bir deyişle yapay zekânın, iş gücü azaltımına gerekçe olarak öne sürüldüğünü belirtti.
Çalışanların pazarlık gücünü zayıflatıyor
Bununla birlikte Altman, yapay zekanın iş gücü ile sermaye arasındaki dengede önemli bir kaymaya yol açtığını kabul etti. Teknolojinin, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatırken, işverenlere daha büyük avantaj sağladığını vurguladı. Bu dönüşümün, işten çıkarmaların gerekçesinden bağımsız olarak etkisini hissettirdiğini dile getirdi.
Altman ayrıca, yapay zekâyı son derece düşük maliyetli ve yaygın bir teknoloji hâline getirmeyi hedeflediklerini belirterek, “zekânın bol ve erişilebilir olduğu” bir dünya tasavvur ettiklerini söyledi. Ancak bu dönüşümün, zaten kırılgan bir konumda bulunan çalışan kesim üzerinde nasıl sonuçlar doğuracağına dair belirsizliklerin sürdüğü ifade ediliyor.
Sorumluluğu azaltmaya yönelik iletişim stratejisi yorumu
Öte yandan Altman’ın bu açıklamaları farklı şekillerde yorumlandı. Bazı değerlendirmelerde, bu yaklaşımın gerçekçi bir tespit olduğu savunulurken; bazı analistler ise bunun, yaşanan değişimleri kaçınılmaz göstererek sorumluluğu azaltmaya yönelik bir iletişim stratejisi olabileceğini öne sürüyor.
Şirket politikaları açısından bakıldığında ise, OpenAI’ın çalışan hakları veya iş gücü refahına ilişkin somut bir adım ya da taahhüt ortaya koymadığı görülüyor. Ayrıca şirket yönetiminde çalışan temsilciliğine yer verilmediği ve teknoloji sektöründeki sendikalaşma girişimlerine yönelik açık bir destek sunulmadığı da dile getirilen eleştiriler arasında yer alıyor.