Yükseköğretim kurumlarında güven sarsan taciz ve saldırı olaylarına karşı yargıdan emsal niteliğinde bir karar geldi. İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde ders veren öğretim görevlisi Ş.U., öğrencisi olan genç kadına yönelik cinsel saldırı suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Mağdur öğrencinin şikayetiyle başlayan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran davanın karar duruşmasında, adaletin tecelli etmesi için en üst sınırdan hüküm kuruldu.
Nüfuzunu kötüye kullandı, ceza artırıldı
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, toplanan deliller ve tanık beyanları ışığında suçun işlendiği sabit görüldü. Mahkeme heyeti, sanık Ş.U.’nun sadece cinsel saldırıda bulunmadığını, aynı zamanda hoca-öğrenci ilişkisinin kendisine verdiği yetki ve nüfuzu bu çirkin emeline alet ettiğini vurguladı. Bu nedenle temel ceza üzerinden artırım uygulanarak sanığın 18 yıl süreyle hapis yatmasına karar verildi.
Mağdurun hukuk mücadelesi sonuç verdi
Olayın ardından psikolojik destek alan ve hukuk mücadelesini bırakmayan öğrencinin beyanları, yargılama sürecinde kilit rol oynadı. Sanık her ne kadar suçlamaları reddedip olayda rıza olduğunu iddia etse de, mahkeme sunulan kanıtlar ve olay örgüsü doğrultusunda bu savunmayı reddetti. Kararın ardından açıklama yapan mağdur avukatları, bu cezanın akademideki benzer vakalar için caydırıcı bir örnek teşkil ettiğini belirtti.
Öğretim görevlisinin görevine son verildi
Mahkemece verilen 18 yıllık hapis cezasının ardından sanık avukatlarının karara itiraz ederek dosyayı İstinaf Mahkemesi’ne taşıması bekleniyor. Ancak kararın açıklanmasıyla birlikte sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Üniversite yönetimi ise olay patlak verdiğinde söz konusu öğretim görevlisinin işine son verildiğini ve idari sürecin yargıyla paralel yürütüldüğünü bildirdi.