Uluslararası arena, 2026 yılının ocak ayını İsviçre’den Latin Amerika’ya, Avrupa’nın merkezinden Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş bir kriz ve hareketlilik yelpazesiyle geride bıraktı. Yılın başlangıcına damga vuran bu dönemde, hem doğal afetlerin getirdiği trajediler hem de devletler arası ilişkilerde tansiyonu yükselten askeri ve siyasi hamleler eş zamanlı olarak yaşandı. Tahran ve Washington arasındaki askeri restleşmeler ile Venezuela’da gerçekleşen yönetim müdahalesi, küresel güç dengelerini ocak ayı boyunca meşgul eden temel başlıklar arasında yer aldı.

İsviçre’de yeni yıl kutlamaları yangın faciasıyla gölgelendi
2026’nın ilk acı haberi, İsviçre’nin popüler kış turizm merkezi Crans-Montana’dan ulaştı. Bölgedeki bir kayak merkezinde gerçekleştirilen yeni yıl kutlamaları sırasında çıkan yangın, kısa sürede kontrol edilemeyen bir felakete dönüştü. Tesisi saran alevler neticesinde 40 kişi yaşamını yitirirken, 100’den fazla kişinin de yaralandığı açıklandı.

ABD güçleri Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu ülkeden kaçırdı
Küresel diplomasi çevrelerini sarsan en beklenmedik gelişme 3 Ocak sabahı kaydedildi. ABD ordusu tarafından Venezuela’ya yönelik düzenlenen operasyon sonucunda, Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin ülkeden alınarak ABD’ye götürüldüğü bilgisi paylaşıldı. Bu hamle, Latin Amerika siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralarken uluslararası kamuoyunda geniş çaplı tartışmaları beraberinde getirdi.

Berlin’de enerji hatlarına yapılan sabotaj şehri karanlığa gömdü
Almanya’nın başkenti Berlin, 3 Ocak tarihinde kentsel altyapısını felç eden büyük bir krizle sarsıldı. Kentin elektrik şebekesine yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemi, yaklaşık 50 bin hanenin günlerce elektriksiz kalmasına ve dondurucu soğuklarda ısınma sorunu yaşamasına neden oldu. Alman makamları, yaşanan bu durumun 1945 yılından bu yana Berlin’de tecrübe edilen en uzun süreli elektrik kesintilerinden biri olduğunu vurguladı.

Washington ve Tahran arasındaki gerilim donanma hamlesiyle tırmandı
İran’da aralık ayı sonunda patlak veren hükümet karşıtı protestoların ocak ayında da sürmesi, ABD ve İran yönetimlerini bir kez daha karşı karşıya getirdi. ABD Başkanı Donald Trump, sürece ilişkin yaptığı açıklamada, "Eğer İran, barışçıl gösteri yapanları vurur ve öldürürse, ABD harekete geçecektir." tırnak içi ifadesiyle Tahran’ı uyardı. İran tarafının "Her türlü saldırıya hazırız" şeklinde karşılık vermesi üzerine ABD’ye ait bir donanma filosunun bölgeye sevk edilmesi, askeri çatışma riskini zirveye taşıdı.

Suriye’de çatışmaların ardından taraflar anlaşma masasına oturdu
Suriye sahası, 6 Ocak akşamı Halep’te sivil yerleşim yerlerini hedef alan YPG/PKK saldırısıyla yeniden ısındı. Saldırıya yanıt veren Suriye ordusu, Halep’in üç mahallesini örgütten temizledikten sonra Fırat’ın doğusuna yönelik ilerleyişini başlattı. Bölgedeki yoğun askeri hareketliliğin ardından, 30 Ocak tarihinde Suriye yönetimi ile SDG/YPG arasında kapsamlı bir uzlaşıya varıldığı kamuoyuna ilan edildi.

Grönland meselesi transatlantik ilişkilerde yeni bir çatlak oluşturdu
Diplomatik gündemin bir diğer önemli maddesi ise Grönland üzerindeki egemenlik tartışmaları oldu. ABD Başkanı Trump’ın, stratejik adayı "güvenlik gerekçeleriyle" satın alma talebini yinelemesi, Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki ilişkilerin gerilmesine yol açtı. Trump’ın bu konudaki ısrarlı tutumu, müttefikler arasında diplomatik bir kriz olarak kayıtlara geçti.

Toplumsal olaylar hem ABD hem de Avrupa sokaklarını hareketlendirdi
Ocak ayı, Atlantik’in her iki yakasında da büyük çaplı protesto gösterilerine sahne oldu. ABD’nin Minnesota eyaletinde bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanının, kendi aracındaki bir kadın vatandaşı vurarak öldürmesi ülkede infiale neden olurken, çıkan olaylarda bir kişinin daha hayatını kaybettiği bildirildi. Eş zamanlı olarak Avrupa’da da çiftçiler tarım politikalarına karşı isyan bayrağını açtı; Yunanistan’da traktörlerle sınır geçişleri durdurulurken Almanya, Fransa ve Belçika’da kitlesel eylemler gerçekleştirildi.





