Mustafa Kemal Atatürk, müzik devrimine büyük önem veren ve şahsi hayatında Klasik Türk Müziği’ne derin bir sevgi besleyen bir liderdi. Ancak repertuarındaki onlarca sevilen şarkının yanında, bir eser var ki acı bir tesadüf ve siyasi bir restleşme nedeniyle bizzat Paşa tarafından yasaklanmıştı. Sözleri Divan şairi Nedim’e, bestesi Lemî Atlı’ya ait olan "Bu imtidâd-ı cevre bahtın şitâbı var" adlı eserin yasaklanma hikâyesi, İzmir Suikastı davasına ve bir idam mahkûmunun son sözlerine dayanıyor.
İdam sehpasındaki son arzu
1926 yılında İzmir Suikastı davası kapsamında idama mahkûm edilen İttihat ve Terakki’nin kilit isimlerinden Dr. Nazım Bey, son arzusunda Paşa’ya bir mesaj gönderir: "Bu rûzgâr-ı bî-mededin inkılâbı var" (Bu amansız rüzgârın da bir sonu/değişimi vardır). İdam kararını bir balo esnasında imzalayan Atatürk, Dr. Nazım’ın bu sözlerini duyduğunda ve o esnada radyoda bu dizelerin geçtiği şarkının çaldığını fark ettiğinde derin bir üzüntü duyar. Paşa, şarkının radyolardan kaldırılmasını ister ve o andan itibaren eser yaklaşık 30 yıl sürecek bir sessizliğe gömülür.
30 yıl sonra gelen iade-i itibar
Şarkının yasaklı statüsü, 1950’li yılların başında Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle değişir. Bir akşam yemeğinde Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca’dan bu şarkıyı okumasını isteyen kişi dönemin Başbakanı Adnan Menderes’ten başkası değildir. Menderes’in bu talebi sadece sanatsal bir tercih değil, aynı zamanda bir aile vefasıdır; zira idam edilen Dr. Nazım Bey, Adnan Menderes’in dayısıdır.
Yasağın kalkışı ve radyo yayını
Alâeddin Yavaşca’nın anılarına göre Menderes, şarkıyı büyük bir dikkatle dinlemiş ve ardından eserin radyolarda yeniden çalınmasını rica etmiştir. Yavaşca’nın radyoda şarkıyı okumasının ardından Menderes’in duyduğu memnuniyeti dile getirmesiyle, Atatürk döneminin bu hüzünlü yasağı resmen sona ermiştir. Bu olay, Türk müzik tarihinde siyasi kırılmaların sanat üzerindeki etkisini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak kalmıştır.