Sinema salonuna girer girmez ilk durağın büfe olması birçok izleyici için neredeyse refleks haline geldi. Film başlamadan önce alınan büyük bir patlamış mısır, sinema deneyiminin vazgeçilmez parçalarından biri olarak görülüyor. Ancak bu alışkanlığın ortaya çıkışı sanıldığı kadar eski ve doğal değil.
Sinema salonları patlamış mısırı istemiyordu
Patlamış mısır, 1800’lü yılların sonlarında seyyar arabalar sayesinde sokaklarda yaygınlaşmış, ucuz ve kolay ulaşılabilir bir atıştırmalıktı. Buna karşın erken dönem sinema salonları bu yiyeceğe mesafeli yaklaştı. Salonlar, kendilerini opera ve tiyatro gibi seçkin mekânlar olarak konumlandırmak istiyor, halılara dökülen ve ses çıkaran yiyeceklerin bu algıyı bozacağını düşünüyordu. Sessiz film döneminde, patlamış mısırın çıkardığı ses de ayrı bir sorun olarak görülüyordu.
Büyük Buhran patlamış mısırın kaderini değiştirdi
1930’lu yıllarda yaşanan Büyük Buhran, sinema salonlarının yaklaşımını değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. İnsanlar ucuz eğlence arayışına girerken, sinemalar kalabalık çekmeye başladı. O dönemde 5–10 sent gibi düşük fiyatlara satılan patlamış mısır, izleyicilerin bütçesini zorlamadan keyif alabileceği bir seçenekti. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi de salon sahipleri için önemli bir avantajdı. Başlangıçta sokak satıcıları sinema salonlarının önünde ve lobilerinde satış yapıyordu. Zamanla salonlar bu satıştan pay almaya başladı ve bazıları lobilerini günlük ücret karşılığında satıcılara kiraladı. Bu model kısa sürede yerini, sinema salonlarının kendi büfelerini kurmasına bıraktı.
Direnen sinemalar ayakta kalamadı
Patlamış mısır satışını benimseyen sinema salonları ekonomik olarak ayakta kalmayı başarırken, bu geleneğe direnen birçok salon iflas etti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında şekerleme ürünlerinin karneye bağlanması da patlamış mısırın yükselişini hızlandırdı. Savaşın sona erdiği 1945 yılına gelindiğinde, Amerika’da tüketilen patlamış mısırın yarısından fazlası sinema salonlarında yenir hale geldi.
Günümüzde sinema büfelerinin önemi
Bugün sinema salonlarının gelirlerinin büyük bölümü bilet satışından değil, yiyecek ve içeceklerden geliyor. Bilet gelirlerinin önemli bir kısmı film yapımcılarına aktarılırken, patlamış mısır ve içecek gibi ürünler salonlara yüksek kâr marjı sağlıyor. Bu nedenle büfe fiyatları izleyicilere pahalı gelse de, salonların ayakta kalması açısından kritik bir rol oynuyor. Bir dahaki sefere sinema salonunda patlamış mısır aldığınızda, yalnızca bir atıştırmalık değil; ekonomik zorunluluklardan doğmuş, zamanla sinemanın en güçlü ritüellerinden birine dönüşmüş bir geleneğin parçası olduğunuzu da hatırlamış oluyorsunuz.