Türkiye'de 90’lı yıllarda Cartel ile ilk büyük patlamasını yapan, ardından uzun yıllar boyunca "yeraltı" (underground) tabir edilen dar bir çevrede varlığını sürdüren rap müzik, bugün stadyumları dolduran ve dijital listelerin ilk sıralarından inmeyen bir fenomene dönüştü. Müzik eleştirmenleri ve sosyologlar, bu ani yükselişin arkasında sadece müzikal bir değişim değil, aynı zamanda teknolojik ve toplumsal bir kırılma olduğunu vurguluyor. İşte rap müziğin pop müziği tahtından indiren yükselişinin temel taşları:

Dijitalleşme ve kaset döneminin sonu
Rap müziğin yükselişindeki en büyük etken, müzik dağıtım kanallarının demokratikleşmesi oldu. Geçmişte büyük plak şirketlerinin ambargosu altında kalan ve televizyon kanallarında yer bulamayan rap sanatçıları, YouTube ve Spotify gibi platformların yaygınlaşmasıyla aracıları aradan çıkardı. Dinleyicinin doğrudan müziğe ulaşabilmesi, ana akım medyanın görmezden geldiği bu türün gerçek dinleyici rakamlarını ortaya koydu.

Yeni neslin kendini ifade etme aracı
Z kuşağı ve milenyum nesli, pop müziğin "aşk ve ayrılık" temalı steril dünyasından ziyade, rapin sunduğu gerçekçiliğe yöneldi. Sokak kültürünü, sosyo-ekonomik zorlukları ve bireysel başarı hikayelerini filtresiz bir dille anlatan rap şarkıları, gençlerin kendi hayatlarıyla bağ kurmasını sağladı. "Protest" kimliğinden sıyrılıp "Trap" alt türüyle daha melodik ve eğlenceli bir yapıya bürünen modern rap, kulüplerden radyolara kadar her alana nüfuz etti.

İş birlikleri ve görsel estetik
Ezhel, Murda, Ceza, Sagopa Kajmer ve son dönemde Blok3 gibi isimlerin yakaladığı başarı, türler arası sınırları da eritti. Pop sanatçılarının rapçilerle yaptığı düetler, türün daha geniş kitleler tarafından kabul görmesini sağladı. Ayrıca kliplerdeki yüksek bütçeli görsel estetik ve moda akımlarıyla desteklenen "lifestyle" (yaşam tarzı) vurgusu, rapi sadece bir müzik değil, bir imaj paketi haline getirdi.





