Küresel güç dengelerinin Pasifik'e kaydığı bir dönemde, Çin havacılık endüstrisi kritik bir eşiği daha aştı. Çin Havacılık Bilimi ve Teknolojisi Kurumu (CASC) tarafından geliştirilen ve "hayalet uçak" teknolojisine sahip insansız hava aracı CH-7 (Caihong-7), ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
ABD'nin 'hayaletlerine' rakip
Tasarım olarak ABD'nin ünlü B-21 Raider bombardıman uçağı ve RQ-180 casus dronunu andıran CH-7, "uçan kanat" (flying wing) yapısıyla dikkat çekiyor. Bu özel geometri, uçağın radar kesit alanını minimize ederek düşman hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.
İlk kez 2018'de maket olarak görücüye çıkan, ancak o günden bu yana tasarımı tamamen yenilenen CH-7, artık çok daha büyük ve tehlikeli. 26 metreye ulaşan kanat açıklığıyla, sadece bir gözetleme aracı olmanın ötesine geçerek, yüklü miktarda mühimmat taşıyabilen stratejik bir bombardıman platformuna dönüştü.
Pasifik'te dengeleri değiştirecek güç
Test uçuşu verilerine göre; 16 bin metre (yaklaşık 52 bin feet) irtifaya çıkabilen CH-7, havada kesintisiz 16 saat kalabiliyor. Mach 0.5 seyir hızıyla hareket eden bu sessiz avcı, 2 bin kilometreyi aşan görev yarıçapıyla özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki ABD uçak gemisi gruplarını tehdit etme kapasitesine sahip.
Uzmanlar, CH-7'nin sadece keşif yapmakla kalmayıp, düşman radarlarını bastırma (SEAD) ve yüksek değerli hedefleri uzun menzilli füzelerle vurma görevlerini de üstleneceğini belirtiyor. İç silah istasyonlarında taşıdığı ağır mühimmatlarla, "Görünmeden gir, vur ve çık" doktrininin en yeni temsilcisi olarak sahneye çıkıyor.
'Uçan Kanat' liginde rekabet kızışıyor
Çin'in bu hamlesi, insansız savaş uçağı liginde rekabeti zirveye taşıdı. Türkiye'nin ANKA-3 ve ABD'nin X-47B projeleriyle benzer kulvarda yarışan CH-7, Pekin yönetiminin "erişimi engelleme/bölgeden menetme" (A2/AD) stratejisinin havada en güçlü kılıcı olmaya aday.





