Jeffrey Epstein skandalının küresel yankıları bu kez Norveç’in en yüksek siyasi makamlarını vurdu. Eski Başbakan ve Avrupa Konseyi eski Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland, hakkında başlatılan ağır yolsuzluk soruşturmasının ardından Oslo'daki evinde intihar girişiminde bulundu. Epstein ile derin bağları olduğu iddia edilen Jagland’ın durumu kritikliğini korurken, olay Avrupa siyasetinde "susturma mı, vicdan muhasebesi mi?" tartışmalarını alevlendirdi.
Dokunulmazlık kalktı, soruşturma başladı
Norveç siyasetinin en etkili isimlerinden biri olan 73 yaşındaki Thorbjørn Jagland için çöküş süreci, Epstein dosyalarının ifşa edilmesiyle başladı. 11 Şubat 2026'da Avrupa Konseyi tarafından diplomatik dokunulmazlığı kaldırılan Jagland, sadece iki gün sonra "ağır yolsuzluk" ve "nüfuz ticareti" suçlamalarıyla resmen karşı karşıya kaldı. Norveç polisi, Jagland’ın mülklerine baskın düzenleyerek dijital materyallere ve belgelere el koydu.
Tatiller, lobiler ve finansal faydalar
Soruşturmanın odağında, Jagland’ın Jeffrey Epstein ile yıllarca süren yakın diyaloğu yer alıyor. Dosyalara göre Jagland, ailesiyle birlikte Epstein’ın mülklerinde tatil yapmakla ve bu karanlık figür adına stratejik lobi faaliyetleri yürütmekle suçlanıyor. Ayrıca, Jagland’ın bu ilişkiler karşılığında Epstein’dan önemli miktarda mali fayda sağladığına dair kanıtlar araştırılıyor. Skandalın ucu, Dünya Ekonomik Forumu CEO’su Børge Brende gibi diğer üst düzey isimlere de uzanıyor.
Oslo'da sessizliği bozan ihbar
16 Şubat 2026 sabahı Jagland’ın Oslo’daki evinden gelen ihbar, acil müdahale ekiplerini harekete geçirdi. Evinde ağır yaralı halde bulunan eski Başbakan, derhal hastaneye kaldırıldı. Doktorlar, Jagland’ın hayati tehlikesinin sürdüğünü ancak durumun stabil hale getirilmeye çalışıldığını açıkladı. Bu trajik olay, Norveç kamuoyunda davanın seyrini değiştirebilecek bir "kırılma noktası" olarak görülüyor.
"Susturma mı, intihar mı?"
Jagland’ın intihar girişimi, Norveç'te sadece bir sağlık haberi olarak değil, büyük bir komplo teorisi zinciri olarak yankı buldu. Sosyal medyada ve bazı siyasi çevrelerde, Epstein dosyalarında adı geçen isimlerin "susturulmaya çalışıldığına" dair iddialar hızla yayıldı. Muhalefet partileri, hükümeti Epstein bağlantılarını örtbas etmekle ve soruşturmayı yavaşlatmakla suçlarken, olay uluslararası medyanın da manşetlerine "Epstein’ın bitmeyen gölgesi" olarak taşındı.