Haber

Galen’in dışkı ve kekik karışımıyla tedavi uyguladığı kanıtlandı

Bergama Asklepionu’nda bulunan 1900 yıllık ilaç kaplarında yapılan kimyasal analizler, Galen’in kitaplarında anlattığı dışkı ve kekik bazlı radikal tedavilerin teoride değil, sahada uygulandığını ortaya koydu.

Antik dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Bergama (Pergamon) Asklepion’u, tıp tarihini değiştirecek bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Arkeologların titiz çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılan 1900 yıllık seramik ilaç şişeleri ve unguentariumlar (koku/ilaç kapları) üzerinde yapılan gelişmiş kimyasal analizler, antik çağın "mucize doktoru" Galen’in teorik kitaplarında bahsettiği radikal tedavi yöntemlerinin sahada bizzat uygulandığını belgeledi. Analiz sonuçlarına göre, bir dönem gladyatörlerin hekimliğini de yapan Galen, yaraları iyileştirmek için kekiğin antiseptik gücü ile organik atıkları (dışkı) birleştiren karışımlar hazırlamış.

"Drecapharmakon": Tiksinti ve Şifanın Buluştuğu Nokta

Antik Roma tıbbında "Drecapharmakon" (Pislik Eczacılığı) olarak bilinen bu yöntem, modern insana "şoke edici" gelse de o dönemin bilimsel mantığına dayanıyordu. Galen ve dönemin hekimleri, doğadaki her maddenin bir "mizacı" olduğuna inanıyordu. Dışkının "kurutucu ve ısıtıcı" özelliği, kekiğin dezenfekte edici keskin aromasıyla birleştiğinde; apselerin patlatılması, deri hastalıklarının tedavisi ve boğaz şişkinliklerinin indirilmesi için güçlü bir lapa (merhem) elde ediliyordu. Arkeolojik şişelerden alınan numunelerde saptanan organik kalıntılar ve bitkisel yağ izleri, bu "pis" ama sistemli eczacılığın Asklepion’un koridorlarında uygulandığını somutlaştırdı.

Galen’in Sırrı: Kokuyu Bastırmak İçin Aromatik Bitkiler

Bulgular, antik hekimlerin hastaların direncini kırmamak için psikolojik yöntemlere de başvurduğunu gösteriyor. Dışkı bazlı karışımların ağır kokusunu bastırmak ve hastanın ilaca olan güvenini artırmak için formüllere yoğun miktarda kekik, nane ve reçine eklendiği anlaşıldı. Özellikle Bergama çevresinde bolca bulunan yabani kekik, bu formüllerde hem tıbbi bir katalizör hem de koku önleyici olarak kilit rol oynamış. Bu keşif, antik tıbbın sadece bitkisel değil, aynı zamanda son derece radikal bir organik çeşitliliğe sahip olduğunu kanıtlıyor.