Dünya

Hapis mi savaş mı? Rusya’nın Orta Asyalı kadınlara korkunç teklifi

Rusya’nın, Ukrayna savaşındaki kayıpları telafi etmek için Orta Asyalı kadın göçmenleri uydurma suçlar ve uzun hapis tehditleriyle orduya katılmaya zorladığı öne sürüldü.

Abone Ol

Rusya'nın Ukrayna’daki savaşta yaşadığı insan gücü kaybı, ülkedeki göçmenler üzerinde korkunç bir baskı mekanizmasına dönüştü. Özellikle Orta Asya kökenli kadın göçmenleri hedef alan yeni bir "zorunlu askerlik" dalgası, uluslararası insan hakları örgütlerini ayağa kaldırdı. Bağımsız kaynaklar ve mağdur yakınlarının ifadeleri, Rus kolluk kuvvetlerinin kadınları rastgele gözaltına alıp, ağır hapis cezalarıyla tehdit ederek orduyla sözleşme imzalamaya zorladığını ortaya koyuyor.

18 yaşındaki Dilbar’ın dramı: 15 yıl hapis mi yoksa cephe mi?

Rusya’nın bu yeni stratejisinin en sarsıcı örneği 18 yaşındaki Kırgız göçmen Dilbar oldu. Uydurma bir uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanan genç kıza, 15 yıla kadar hapis cezası veya Rus ordusuna katılma seçeneği sunuldu. Dilbar’ın ailesi, genç kızın özgür kalmak için cephede aşçılık yapmayı kabul ettiğini ve kendisine yaklaşık 2 milyon ruble maaş vaat edildiğini açıkladı. Dilbar gibi binlerce kadının, hapishanelerde benzer yöntemlerle ikna edildiği veya uydurma dosyalarla köşeye sıkıştırıldığı belirtiliyor.

Vaatler büyük riskler ise ölümcül

Kadınlar genellikle doğrudan çatışma birimleri yerine aşçı, hemşire, çamaşırcı veya temizlikçi gibi destek rollerinde görevlendiriliyor. Ancak savaşın şiddeti arttıkça, lojistik birimlerin de doğrudan hedef haline geldiği biliniyor. Rusya’nın kadınları bu tehlikeli sürece ikna etmek için kullandığı yöntemler arasında bir yıllık hizmet sonrası tam af, yaklaşık 26 bin dolara tekabül eden maaş ödemeleri ve hızlandırılmış Rus vatandaşlığı süreci yer alıyor. Bu teklifler, yasal statüsü olmayan veya hapisle tehdit edilen göçmenler için birer kurtuluş yolu gibi sunuluyor.

Kendi halkını korumak için göçmenleri harcanabilir güç olarak kullanıyorlar

Ukrayna Savunma Bakanlığı’na bağlı veriler, şu an binlerce Orta Asyalının Rus ordusu saflarında bulunduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Moskova’nın kendi yerli nüfusunu kitlesel bir seferberlikle huzursuz etmemek için göçmenleri adeta birer "harcanabilir güç" olarak sahaya sürdüğüne dikkat çekiyor. Atlantic Council ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, yasal bir boşlukta yaşayan göçmenlerin bu sistematik sömürüye karşı tamamen savunmasız kaldığını ve Rus askeri polisinin bu süreci hapishanelerden doğrudan yönettiğini vurguluyor.

Uluslararası kamuoyundan yükselen insan hakları çığlığı

Rus askeri polisinin Orta Asyalı kadınlarla sözleşme imzalarken çekilen fotoğrafları ve sosyal medyaya sızan belgeler, bu uygulamanın münferit değil, merkezi bir politika olduğunu kanıtlıyor. Orta Asya hükümetleri kendi vatandaşlarını yabancı bir orduda savaşmanın ağır suç olduğu konusunda uyarsa da, Rus güvenlik güçlerinin kurduğu baskı ve tehdit ağı bu uyarıların etkisini kırıyor. 2026 yılının başında iyice ayyuka çıkan bu kriz, uluslararası arenada modern kölelik tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.