“İstanbul’un ilçe bazlı sel risk haritalandırması” başlıklı çalışmada, kentin farklı bölgelerindeki sel tehlikesi, nüfus yoğunluğu, yapılaşma ve geçmiş sel olayları dikkate alınarak değerlendirildi. Yapay zekâ tabanlı karar destek algoritması, tehlike, maruziyet ve kırılganlık unsurlarını bir araya getirerek ilçelerin risk seviyelerini belirledi.
En yüksek riskli ilçeler belirlendi
Çalışmanın sonuçlarına göre sel riski en yüksek ilçeler Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu olarak öne çıkıyor. Bu ilçeler, hem yüksek nüfus yoğunluğu hem de yoğun yapılaşma nedeniyle özellikle dikkat çekiyor. Avrupa Yakası’nda bu merkez kuşağı ilçeleri, geçmişte yaşanan kronik sel baskınları ile de riskin doğrulandığı bölgeler arasında yer alıyor. Anadolu Yakası’nda ise Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ve Kadıköy gibi ilçeler yüksek riskli olarak belirlendi; ancak Avrupa Yakası’ndaki merkez kuşağa kıyasla burada sel riski biraz daha düşük.
İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, İstanbul’un yüzey alanının yaklaşık yüzde 10’unun yüksek tehlike altında olduğunu belirterek, bu alanların yoğun nüfus barındırması nedeniyle riskin daha da arttığını vurguladı. Orta tehlike altında olan bölgeler de yüzde 10 civarında, geri kalan yüzde 80 ise düşük ve çok düşük risk kategorisinde bulunuyor. Ekmekcioğlu, “Riskin en önemli unsuru insan varlığı; nüfus ve yapılaşma yoğunluğu arttıkça sel riski de yükseliyor.” diyor.
Yapay zekâ kullanımı, çalışmanın en yenilikçi ve özgün yanı olarak öne çıkıyor. Tehlike analizinde, bölgelerin topografyası, eğimi, drenaj ağı, hidrolojik ve meteorolojik veriler, jeomorfolojik özellikler ve geçmiş sel olayları bir araya getirilerek model oluşturuldu. Bu yöntemle, ilçelerdeki sel riskleri yaklaşık yüzde 90-95 doğrulukla tahmin edildi.
Neler yapılabilir?
Peki, İstanbul’da sel riskini azaltmak için neler yapılabilir? Ekmekcioğlu, yoğun kentleşmiş şehirlerde doğa temelli çözümlerin uygulanmasını öneriyor. Buna göre çatılarda yağmur suyunun biriktirilmesi, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri ve geçirimli zeminler, yağışın hızlı bir şekilde akışa geçmesini engelleyerek sel riskini azaltabilir. Özellikle çatılarda biriken yağmur suyunun hem geri kazanılması hem de akışın geciktirilmesi, İstanbul’da sel tehlikesiyle baş etmenin en önemli yöntemleri arasında gösteriliyor.
Beyoğlu ve Fatih en riskli ilçelerden
Çalışma, İstanbul’un farklı ilçelerindeki risk seviyelerini de detaylı şekilde ortaya koyuyor. Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu en yüksek risk grubunda yer alırken, Bahçelievler, Bayrampaşa, Zeytinburnu ve Esenler gibi ilçeler de yüksek riskli bölgeler arasında bulunuyor. Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar daha dikkatli olunması gereken ilçeler olarak öne çıkıyor. En düşük riskli bölgeler ise Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy olarak belirlendi.
Bu yapay zekâ destekli harita, İstanbul’un gelecekteki planlaması, acil durum yönetimi ve altyapı çalışmaları için önemli bir rehber niteliği taşıyor. Ekmekcioğlu, “Özellikle yüksek riskli bölgelerde alınacak önlemler, hem can kaybını hem de maddi zararı azaltmada kritik rol oynayacak.” diyor.