15 Şubat 2026 tarihine kadar tamamlanması beklenen limit azaltımı düzenlemesi, finansal istikrarı güçlendirmeyi hedeflese de uzmanlar kararın enflasyonla mücadele ve sosyal adalet boyutunu sorguluyor.

Prof. Dr. Burak Arzova: Deli gibi harcama yapan ödüllendiriliyor

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, düzenlemenin ciddi bir mantık hatası barındırdığını ifade etti. Arzova, limitini doldurmayan vatandaşın limitinin düşürülmesinin adil olmadığını belirterek şu eleştiride bulundu:

"1 milyon lira limitinin 900 bin lirasını harcayan birinin limiti korunurken, aynı limite sahip olup tasarruflu davranarak sadece 500 bin lira harcayanın limitinin sert şekilde düşürülmesi, iktidarın 'deli gibi harcama yapanı' ödüllendirmesi demektir. Bu kararın enflasyonu düşürmeye hiçbir katkısı olmayacaktır."

Prof. Dr. Evren Bolgün: Hayatın olağan akışına aykırı

Ekonomist Prof. Dr. Evren Bolgün ise kart kullanımının bir lüks değil, ekonomik zorunluluk olduğunu vurguladı. Tedavüldeki en büyük banknot olan 200 TL'nin alım gücündeki kaybı hatırlatan Bolgün, vatandaşın kredi kartlarına geçişinin bir "tercih" değil, artan maliyetler karşısında bir "mecburiyet" olduğunu ve atılan bu adımın hayatın doğal akışıyla çeliştiğini ifade etti.

Kredi Kartı (1)

BDDK’dan Eğitim ve sağlık istisnası

Eleştirilerin odağındaki BDDK, düzenlemenin detaylarını netleştirerek bazı esneklikler getirdi. Kurumun açıklamasına göre, 400 bin TL altındaki limitler bu karardan etkilenmeyecek (kullanıcıların %75'i bu grupta). Eğitim ve sağlık harcamaları amacıyla kullanılan limitler, kısıtlama kapsamı dışında tutulacak. Kullanılmayan atıl limitler, gelir düzeyiyle uyumlu hale getirilmek üzere 15 Şubat'a kadar kademeli olarak aşağı çekilecek.

Kaynak: Sözcü