Kültür Sanat

Mona Lisa’yı ünlü yapan hırsızlık hikayesi

Leonardo da Vinci’nin başyapıtı Mona Lisa, 1911 yılına kadar sanat çevreleri dışında neredeyse hiç bilinmiyordu. Louvre Müzesi'nden çalınmasıyla bir anda dünya gündemine oturan tablo, boş kalan yeriyle bile ziyaretçi rekorları kırdı. İşte bir marangoz, bir palto ve bir duvar boşluğu ile başlayan o inanılmaz hikaye...

Abone Ol

Bugün her yıl milyonlarca insan, kurşun geçirmez bir camın arkasında duran küçük bir tabloyu görmek için saatlerce kuyruk bekliyor. Ancak 1911 yılının sıcak bir Ağustos sabahından önce, Mona Lisa tablosu Louvre Müzesi’nde yanındaki devasa tablolardan bir farkı olmayan, kendi halindeki bir eserdi. Tablonun bugün dünyanın en ünlüsü olmasını sağlayan şey, Leonardo’nun fırça darbelerinden ziyade 28 ay boyunca boş kalan o müze duvarı oldu.

Müzede sıradan bir sabah: Tablo nerede?

21 Ağustos 1911'de müzede daha önce cam koruma çerçevelerini yapan İtalyan işçi Vincenzo Peruggia, beyaz işçi önlüğünü giyip müzeye girdi. Peruggia'nın planı oldukça basitti. Müze kapalıyken içeri sızacak, tabloyu duvardan indirip merdiven boşluğunda çerçevesinden çıkaracak ve tahta paneli paltosunun altına gizleyip kapıdan yürüyerek çıkacaktı. Peruggia tam olarak bunu yaptı ve Mona Lisa ile birlikte Paris sokaklarında izini kaybettirdi.

Boşluğu görmek için kuyruğa girdiler

Hırsızlığın fark edilmesi tam 24 saat sürdü çünkü görevliler tablonun fotoğraf çekimi için götürüldüğünü sanmıştı. Hırsızlık haberi dünyaya yayıldığında ise inanılmaz bir olay yaşandı. Louvre Müzesi aramalar için kapatılıp tekrar açıldığında binlerce insan tabloyu değil, tablodan boş kalan dört çiviyi görmek için müzeye akın etti. İnsanlar artık orada olmayan o gizemli gülümseme üzerine yas tutuyor ve gazeteler her gün yeni bir komplo teorisi yayınlıyordu. Hatta şüpheliler listesinde ünlü şair Guillaume Apollinaire ve o dönem genç bir ressam olan Pablo Picasso bile yer alıyordu.

İki yıl boyunca dairesindeki sandıkta sakladı

Peruggia vatanseverlik duygularıyla çaldığını iddia ettiği tabloyu Paris’teki dairesinde bir sandığın gizli bölmesinde tam iki yıl boyunca sakladı. 1913 yılında tabloyu İtalya’daki bir sanat tüccarına satmaya çalışırken yakalandı. Tablo Floransa, Roma ve Milano’da görkemli törenlerle sergilendikten sonra büyük bir zaferle Paris’e geri döndü.

Bir pazarlama mucizesi olarak hırsızlık

Bu hırsızlık vakası Mona Lisa’yı sıradan bir sanat eserinden küresel bir popüler kültür ikonuna dönüştürdü. Tablo kayıp olduğu süreçte kartpostallardan çikolata kutularına, gazete manşetlerinden karikatürlere kadar her yerde boy gösterdi. Eğer Peruggia o sabah tabloyu paltosunun altına saklayıp çıkmasaydı, Mona Lisa muhtemelen bugün Louvre'un koridorlarında sakince duran binlerce güzel tablodan biri olmaya devam edecekti.