Haber

Ramazan öncesi Doğu Türkistan’da ibadet kısıtlaması

Ramazan ayına sayılı günler kala, Çin kontrolündeki Doğu Türkistan’dan gelen haberler endişe yaratıyor. Sosyal medyada büyük yankı uyandıran bilgilere göre; oruç tutmaktan Kur'an okumaya, toplu iftarlardan teravih namazına kadar pek çok dini uygulama baskı ve kısıtlamaların gölgesinde kalıyor.

Abone Ol

Doğu Türkistan'da yaşayan milyonlarca Uygur Türkü için Ramazan ayı, bu yıl da manevi bir huzurdan ziyade "yasaklar ve denetimler" ile anılmaya başlandı. 11 Şubat itibarıyla sosyal medya platformu X üzerinde paylaşılan ve geniş kitlelere ulaşan veriler, bölgedeki dini özgürlüklerin ne denli daraldığını bir kez daha ortaya koydu. Ramazan’a sadece 8 gün kala paylaşılan ağlayan bir Uygur yaşlısının fotoğrafı, bölgedeki sessiz çığlığın sembolü haline geldi.

"Dini aşırılık" bahanesiyle kültürel asimilasyon

Çin hükümeti, yıllardır uyguladığı politikalarla özellikle devlet memurları, öğretmenler ve öğrenciler için oruç tutmayı tamamen yasaklamış durumda. Bölgeden gelen raporlara göre, Ramazan ayı boyunca restoranların zorla açık tutulması sağlanırken, bireylerin öğle yemeği yediklerini video kayıtlarıyla kanıtlamaları isteniyor. Bu kısıtlamalar Pekin yönetimi tarafından "dini aşırılıkla mücadele" olarak savunulsa da, uluslararası kamuoyu bu durumu bir asimilasyon süreci olarak nitelendiriyor.

İbadet alanları kısıtlanıyor

İnsan hakları örgütleri ve Dünya Uygur Kongresi’nin verilerine göre, bölgedeki kısıtlamalar sadece oruçla sınırlı değil:

  • Camilerin Durumu: Birçok caminin turistik mekana dönüştürüldüğü veya devlet kontrolü dışında toplu ibadete kapatıldığı belirtiliyor.

  • Evde İbadet: Sahur, iftar ve Kur'an okuma gibi bireysel veya aile içi uygulamaların bile denetim altında olduğu iddia ediliyor.

  • Teravih Yasağı: Toplu teravih namazlarının "yasa dışı dini faaliyet" kapsamında değerlendirilerek engellendiği ifade ediliyor.

Uluslararası tepkiler ve "Çinlileştirme" politikası

Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü) gibi kuruluşlar, Uygurların dini kimliklerinin "Çinlileştirme" (Sinicization) politikası adı altında sistematik olarak yok edildiğini vurguluyor. Yaklaşık 12 milyon Uygur Türkünün yaşadığı bölgede, toplama kampları ve zorla çalıştırma iddiaları gündemdeki yerini korurken; 2026 Ramazan'ı öncesinde baskıların artması uluslararası toplumda ciddi bir endişeye yol açıyor.