Toplumda "stresten saçım beyazladı" ifadesi oldukça sık kullanılsa da, tıp dünyası bu bağın henüz kesin olarak kanıtlanamadığını vurguluyor. Uzmanlar, saçın beyazlama süreci ile psikolojik gerilim arasındaki ilişkiyi aydınlatmak için çalışmalarını sürdürürken, mevcut veriler hem umut verici ipuçları sunuyor hem de cevaplanmamış pek çok soruyu beraberinde getiriyor.
Farelerde kanıt var, insanlarda soru işareti
2020 yılında yapılan çarpıcı bir laboratuvar çalışması, konuya biyolojik bir zemin kazandırdı. Harvard Üniversitesi'nden Prof. Ya-Chieh Hsu'nun da yer aldığı araştırmada, yoğun strese maruz bırakılan farelerin vücudunda salgılanan norepinefrin hormonunun, saç köklerindeki renk hücrelerini kalıcı olarak tükettiği ve tüylerin grileştiği saptandı.

Ancak insan denekler üzerindeki çalışmalar etik sınırlamalar nedeniyle farelerdeki kadar net sonuçlar veremiyor.
Zamanlama analizi: Stresli dönemler ve beyaz teller örtüşüyor
2021 yılında Columbia Üniversitesi'nde gerçekleştirilen hassas bir araştırma, insan saçı üzerinde dikkat çekici bulgulara ulaştı.

14 gönüllünün saç telleri üzerinden yapılan mikroskobik incelemelerde, saçın beyazlamaya başladığı an ile katılımcıların hayatlarındaki en stresli dönemlerin kronolojik olarak çakıştığı görüldü. Araştırmacı Martin Picard, bu çalışmanın stresli yaşam olayları ile saç rengindeki değişim arasında somut bir zamanlama kuran ilk çalışma olduğunu belirtti.

Türkiye'deki gençler üzerinde yapılan araştırma
Konuyla ilgili literatürde 2016 yılında 1.100’den fazla Türk gencinin katıldığı bir çalışma da dikkat çekiyor. Erken beyazlama bildiren katılımcıların stres düzeyleri daha yüksek çıksa da; araştırmacılar bu grupta alkol kullanımı, kronik hastalıklar ve genetik yatkınlık gibi diğer faktörlerin de etkili olabileceğine işaret ederek, suçlunun sadece stres olmayabileceği uyarısında bulunuyor.





