Florida eyaletine gerçekleştirdiği seyahat esnasında Air Force One uçağında basın mensuplarıyla bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin küresel enerji stratejileri ve bölgesel diplomasi hamlelerine dair kritik açıklamalarda bulundu. Trump, Hindistan’ın petrol ithalatındaki tercihini İran’dan yana değil, Venezuela’dan yana kullanacağını ifade ederek bu değişimin altyapısının hazırlandığını belirtti.
Hindistan ile yeni enerji mutabakatı sağlandı
ABD’nin enerji politikaları doğrultusunda Venezuela petrolünün küresel pazara yönlendirilmesini değerlendiren Trump, Hindistan'ın bu süreçteki rolüne dikkat çekti. Trump, "Hindistan geliyor ve İran'dan almak yerine Venezuela'dan petrol satın alacak." şeklinde konuşurken, bu ticaret değişikliğine dair bir "anlaşma konseptinin" halihazırda oluşturulmuş durumda olduğunu kamuoyuna bildirdi.
Çin ve Küba ile yürütülen diplomatik süreçler devam ediyor
Venezuela petrolü konusunda sadece Hindistan ile sınırlı kalınmadığını belirten Trump, Çin için de kapıların bu iş birliğine açık olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda Küba ile de görüşme sürecine girdiklerini kaydeden ABD Başkanı, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un ambargoların insani krize yol açabileceği yönündeki ikazlarını da yanıtladı. Durumun bir insani krize dönüşmesine gerek olmadığını belirten Trump şu ifadeleri kullandı:
"Bence onlar bize gelecek ve anlaşma yapmak isteyecekler. Böylece Küba yeniden özgür olacak."
İran ile müzakerelerde nükleer silahsızlanma şartı ön planda tutuluyor
İran özelindeki nihai kararına ilişkin soruları bölgedeki askeri hareketliliği hatırlatarak yanıtlayan Trump, bölgede çok büyük ve güçlü donanma unsurlarının bulunduğunu vurguladı:
"Bunu kesin olarak söyleyemem ancak o yöne doğru ilerleyen çok büyük ve güçlü gemilerimiz var. Umarım kabul edilebilir bir şey üzerinde müzakere ederler."
İran'ın hiçbir şekilde nükleer silah sahibi olmaması gerektiğini savunan Donald Trump, müzakere sürecine dair şu değerlendirmelerde bulundu:
"Nükleer silahların olmadığı, herkes için tatmin edici bir müzakere anlaşması yapılabilir ve bunu yapmaları gerekir ancak bunu yapıp yapmayacaklarını bilmiyorum. Ama bizimle görüşüyorlar. Ciddi şekilde bizimle görüşüyorlar."






