Türkiye’de sosyal yapının dönüşümü, TÜİK’in son verileriyle çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. 2025 yılı itibarıyla tek başına yaşayan bireylerin sayısı 5,5 milyon sınırını aşarak rekor tazeledi. Toplam hane halkı sayısının yaklaşık 27 milyona ulaştığı ülkede, yalnız yaşamı tercih edenlerin ya da buna mecbur kalanların sayısı son 10 yılda devasa bir artış gösterdi.
Tek kişilik haneler
2016 yılında 3,3 milyon civarında seyreden tek kişilik hane sayısı, yıllar içinde istikrarlı bir yükseliş grafiği çizdi. Özellikle 2020 yılında dünyayı etkisi altına alan pandemi süreci, bu eğilimin kırılma noktası oldu. Kovid-19’un getirdiği izolasyon koşullarıyla birlikte yalnız yaşayanların sayısındaki yıllık artış hızı zirveyi gördü. 2021 yılı, 376 binden fazla yeni tek kişilik haneyle son on yılın en keskin yükselişine sahne oldu.
Metropoller yalnızlığın merkezi oldu
İstatistikler, tek başına hayat kurma eğiliminin büyük şehirlerde yoğunlaştığını kanıtlıyor. Türkiye’deki toplam yalnızların yarısından fazlası sadece 10 büyükşehirde ikamet ediyor. Listenin başında, yaklaşık 1 milyon kişinin tek başına yaşadığı İstanbul yer alırken; Ankara, İzmir ve Antalya gibi hareketli merkezler bu sıralamayı takip ediyor. Sanayi ve turizmin kalbi olan Bursa, Mersin ve Kocaeli gibi iller de listenin üst sıralarında kendine yer buluyor.
On yılda yüzde 66'lık büyük değişim
2016-2025 dönemini kapsayan on yıllık süreç mercek altına alındığında, yalnız yaşayan birey sayısının %66,5 oranında arttığı görülüyor. Bu veri, hane halkı yapısının geleneksel geniş aile modelinden hızla uzaklaştığını ve bireyselleşmenin toplumsal bir standarda dönüştüğünü gösteriyor.
Batı ve güneydeki büyük kentlerin aksine, Bayburt, Ardahan ve Hakkari gibi iller tek başına yaşayan nüfusun en az olduğu bölgeler olarak dikkat çekiyor. Bu durum, Anadolu’nun belirli kesimlerinde geleneksel aile yapısının ve toplu yaşam kültürünün hala baskın olduğunu işaret ediyor.