Türkiye’nin emeklilik ve sosyal yardım sisteminde devrim niteliğinde bir değişim kapıda. Sosyal güvenlik uzmanı İsa Karakaş, hükümetin mevcut maaş tamamlama sistemini terk ederek, hane bazlı ihtiyaç odaklı yeni bir modele geçmeye hazırlandığını duyurdu.
Çok çalışan cezalandırılmayacak
Mevcut sistemde 3.600 gün prim ödeyen ile 9.000 gün prim ödeyenin aynı taban maaşı (20.000 TL) alması, çok çalışanın cezalandırıldığı eleştirilerine yol açmıştı. Hükümet, 7 yıldır süren Hazine destekli maaş tamamlama uygulamasına son vererek, sosyal yardımları maaştan ayıracak yeni bir mekanizma kuruyor.

İnceleme artık maaş üzerinden değil, hane geliri üzerinden yapılacak
Yeni dönemde sadece emekli maaşının düşük olması destek almak için yeterli kriter sayılmayacak. Destek programlarında emeklinin mülkiyet durumu ve toplam hane geliri baz alınacak. Örneğin; düşük maaş almasına rağmen kira geliri veya mülkü olan bir emekli ile sadece emekli maaşıyla geçinen ve kirada oturan bir emekli aynı kategoride değerlendirilmeyecek. Yardımlar doğrudan gerçek ihtiyaç sahibine kanalize edilecek.

Tüm yardımlar tek merkezde toplanıyor
Belediyeler, vakıflar ve bakanlıklar tarafından yürütülen dağınık yardım yapısı sona eriyor. Dijital entegrasyon sayesinde kimin hangi yardımı aldığı tek bir sistem üzerinden takip edilecek. SGK’nın maaş verileri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yardım verileri birleştirilerek, destekler otomatik olarak sistemsel bir onayla ihtiyaç sahibine aktarılacak.
Ayni yardımdan nakit desteğine geçiş
Kömür ve gıda kolisi gibi fiziksel yardımların yerini büyük oranda nakit destekleri alacak. Belirlenen ihtiyaç sahiplerinin kartlarına yüklenecek nakit bakiye ile emeklilerin kendi ihtiyaçlarını piyasa koşullarında, özgürce karşılaması sağlanacak. Tüm süreç tek bir merkezden ve tek bir kart üzerinden yönetilecek.
Şehir bazlı yaşam maliyeti farkı kapatılacak
Reformun en dikkat çekici maddelerinden birini Yaşam Maliyeti Endeksi oluşturuyor. En düşük emekli maaşı ile emeklinin yaşadığı şehrin hayat pahalılığı arasındaki fark hesaplanacak. Bu fark, devlet tarafından sunulan tamamlayıcı sistem ile kapatılarak bölgesel gelir adaletsizliğinin önüne geçilmesi hedeflenecek.





