Adalet Bakanlığı ve hükümet kanadı, ceza infaz sürelerindeki mevcut dengesizlikleri gidermek ve sistemi daha şeffaf bir yapıya kavuşturmak amacıyla kapsamlı bir reform çalışması başlattı. Türkiye Gazetesi’nden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, bu yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması planlanan yasa taslağı, infaz sürelerinde önemli bir sadeleşmeye gidilmesini hedefliyor. Düzenlemenin yasalaşarak yürürlüğe girmesi durumunda, cezaevlerinde bulunan yaklaşık 40 bin ile 50 bin arasındaki hükümlünün tahliye edilmesi bekleniyor. Hazırlanan taslak, özellikle farklı suç tipleri arasındaki infaz oranlarını eşitleyerek sistemdeki adaletsizliği ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Cezaevinde kalış süresi yüzde 50’ye çekiliyor
Yapılması planlanan değişikliğin temel dayanağını "eşitlik" ilkesi oluşturuyor. Mevcut yasal mevzuatta adli suçlar, terör suçları ve bazı özel nitelikli suçlar için infaz oranları cezanın üçte ikisi veya dörtte üçü gibi farklı seviyelerde uygulanıyor. AK Parti kurmaylarının hazırladığı yeni modelde, genel kuralın cezanın yarısının infaz edilmesi şeklinde revize edilmesi planlanıyor. Bu kapsamda, 10 yıl hapis cezasına çarptırılan bir kişi, 5 yılını cezaevinde tamamladığında şartlı tahliye imkanına kavuşacak. Yasa yürürlüğe girdiğinde, halihazırda hükmünün yüzde 50'sini tamamlamış olan mahkumlar doğrudan tahliye hakkı kazanacak.
Bazı suç tipleri düzenleme kapsamı dışında bırakıldı
"Yarı yarıya" formülü olarak adlandırılan bu indirim, her suç türü için geçerli olmayacak. Toplum vicdanını doğrudan ilgilendiren hassas suç kategorileri için mevcut infaz rejiminin korunması kararlaştırıldı. Buna göre kadın ve çocuk cinayetleri, aile içi şiddet olayları, cinsel taciz, tecavüz ve terör suçları bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulacak. Belirtilen suçlardan hüküm giyenler için yüksek infaz sürelerinin uygulanmasına devam edilecek. Bu istisnalarla, hem mahkumlar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi hem de kamu düzeninin korunması hedefleniyor.
İdare ve gözlem kurulları yeniden yapılandırılıyor
Reform paketinin ikinci aşamasında, tahliye süreçlerinde kilit rol oynayan denetim mekanizmalarının revize edilmesi yer alıyor. Mevcut yapısı nedeniyle nesnellik tartışmalarına konu olan Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları'nın çalışma sistemi değiştirilecek. Hükümlülerin "iyi halli" olup olmadığına karar veren bu kurullarda uzmanlaşma zorunlu hale getirilecek. Kurul bünyesinde görev yapan psikolog, pedagog ve psikiyatrların yetki ve etkinlikleri artırılarak, mahkumların pişmanlık düzeyleri ile topluma uyum kapasiteleri bilimsel yöntemlerle ölçülecek. Tahliye kararları, sadece idari raporlara değil, bu uzmanların analizlerine dayandırılacak.
Tahliye sonrası topluma kazandırma desteği
Düzenlemenin son halkasını, cezaevinden çıkan bireylerin yeniden suça karışmasını önlemeye yönelik takip sistemi oluşturuyor. Şartlı tahliye edilen kişilere ve ailelerine yönelik psikolojik destek mekanizmaları devreye alınacak. İnfaz sisteminin asıl gayesi olan topluma kazandırma hedefi doğrultusunda, tahliye olanların meslek edinmeleri ve istihdama katılmaları kolaylaştırılacak. Devlet desteği ve takibi ile eski hükümlülerin adaptasyon süreci yakından izlenerek suç oranlarının düşürülmesi amaçlanacak.





