Milyonlarca kişinin güne başlama ritüeli olan aç karnına kahve tüketimi, sağlık çevrelerinde uzun süredir devam eden bir tartışmayı bilimsel verilerle yeniden şekillendirdi. Kaliforniya Üniversitesi ve Massachusetts Genel Hastanesi'nden gastroenterologların paylaştığı güncel verilere göre, sabah kahvesinin mideyi doğrudan tahriş ettiği yönündeki yaygın endişeler büyük ölçüde asılsız çıktı.
Midenin çelikten kalkanı: Mukus tabakası
Fizyoloji Profesörü Kim Barrett, insan midesinin dışarıdan gelen uyarıcılara karşı son derece dirençli bir savunma mekanizmasına sahip olduğunu vurguluyor. Midenin iç yüzeyini kaplayan kalın mukus tabakasının, asidik maddelere karşı güçlü bir bariyer oluşturduğunu belirten Barrett, bu savunmanın aşılması için kahveden çok daha sert kimyasallara ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiyor.
Reflü riski ve kişisel tolerans
Kahve her ne kadar mide zarına zarar vermese de, vücutta bazı geçici fizyolojik değişimleri tetikliyor. Mide asidi üretimini artırması ve sindirim sistemini hızlandırması bu değişimlerin başında geliyor. Uzmanlar, özellikle siyah kahvenin aç karnına içilmesinin mide asidini tamponlayacak bir gıda olmaması nedeniyle yemek borusunda hassasiyet yaratabileceğini belirtiyor. Mide ile yemek borusu arasındaki kapakçığın gevşemesi sonucu oluşan "reflü" şikâyetleri konusunda ise bilim dünyası ikiye bölünmüş durumda; bazı çalışmalar kahve ile reflü arasında bağ kurarken, bazıları anlamlı bir ilişki bulamıyor.
Faydaları zararlarından çok daha fazla
Dr. Cryer’a göre kahve içmek sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda uzun vadeli bir sağlık yatırımı. Bilimsel veriler; düzenli kahve tüketiminin uzun yaşam süresi, kalp-damar hastalıkları riskinde azalma ve belirli kanser türlerine karşı koruma sağladığını gösteriyor.