2026’da yayımlanan bir araştırmaya göre, antik Mısır mumyalarından yayılan kokular, artık birer kimlik kartı işlevi görüyor. Bilim insanları, uçucu bileşen analizi yaparak bir mumyanın hangi dönemde ve ne tür malzemelerle hazırlandığını sadece kokusundan tespit edebiliyor. Mumyalama tarifleri değiştikçe, her dönem kendi benzersiz ölüm kokusunu yaratmış.
Antik Mısırlılar için ölümden sonraki hayat, bu dünyadaki yaşam kadar gerçekti. Bu inançla geliştirilen mumyalama teknikleri, günümüz tıbbını bile şaşırtacak seviyeye ulaştı.
1. Kalp neden vücutta bırakılıyordu?

Sanılanın aksine, mumyalama sırasında kalp vücuttan çıkarılmazdı. Mısırlılar, aklın ve duyguların merkezinin beyin değil, kalp olduğuna inanırdı. Öbür dünyada kişinin günahları tartılırken kalbe ihtiyaç duyulacağı düşünülürdü. Beyin ise bir kancayla burundan çıkarılıp atılırdı çünkü onlar için beyin sadece "kafanın içindeki bir dolgu malzemesiydi."
2. Altın diller ve öteki dünyada konuşma arzusu

Son kazılarda ağzına altından yapılmış diller yerleştirilmiş mumyalar keşfedildi. Arkeologlar, bunun sebebinin ölünün öbür dünyada tanrılarla (özellikle yeraltı dünyasının hakimi Osiris ile) konuşabilmesini sağlamak olduğunu belirtiyor. Altın, antik Mısır'da "tanrıların eti" olarak kabul ediliyordu.
3. Mumyalama bir kimya mucizesiydi

Antik tahnitçiler, bakterileri tanımamalarına rağmen vücudu korumak için hangi reçinelerin ve bitkilerin antibakteriyel özellik taşıdığını biliyorlardı. Yapılan analizler, mumyalama malzemelerinin sadece Mısır'dan değil; Akdeniz, Güneydoğu Asya ve tropik yağmur ormanlarından getirtildiğini ortaya koyuyor. Bu da antik dünyada devasa bir "mumya malzemesi ticaret ağı" olduğunu kanıtlıyor.
4. Mumyalama amacı: Tanrıya dönüşmek

Yeni bulgular, mumyalamanın amacının sadece bedeni korumak olduğu yönündeki eski bilgileri sarsıyor. Bazı uzmanlara göre temel amaç, ölen kişiyi kutsal bir varlığa, yani bir "tanrıya" dönüştürmekti. Bandajların üzerindeki altın süslemeler ve maskeler, ölen kişinin yeni ilahi kimliğini simgeliyordu.
5. Mumyaların ilaç olarak yenildiği dönemler

Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar Avrupalıların, Mısır mumyalarını öğüterek "Mumia" adı verilen bir ilaç olarak tükettikleri biliniyor. Mısırlıların kullandığı reçinelerin iyileştirici gücü olduğuna inanılıyordu; ancak bu uygulama antik mirasın büyük bir kısmının yok olmasına neden oldu.





