Adıyaman sınırları içerisinde yer alan Atatürk Barajı'nda su seviyesinin düşmesi, bölgenin tarihsel derinliğini gözler önüne seren Neolitik dönemden izler taşıdığı değerlendirilen önemli bir arkeolojik keşfe zemin hazırladı.

Uzman ekipler bölgedeki buluntuları inceleme altına aldı
Baraj kıyısında görünür hale gelen devasa taş blokların fark edilmesinin ardından, bölgeye uzman arkeologlar sevk edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda başlatılan ön tespit çalışmalarında, taşların rastgele değil, bilinçli bir yerleşim düzeni içerisinde konumlandırıldığı ihtimali üzerinde duruluyor.
Bu veriler, söz konusu alanın doğal bir oluşumdan ziyade, tarih öncesi dönemlerde insanların aktif olarak kullandığı önemli bir yerleşim veya faaliyet merkezi olduğuna dair güçlü kanıtlar sunuyor. Arkeolojik ekiplerin saha incelemeleri devam ederken, yapıların tam olarak hangi amaca hizmet ettiği yapılacak detaylı analizlerle belirlenecek.
Bulunan taşların formları Göbeklitepe ile büyük benzerlik gösteriyor
Ortaya çıkan yapılar arasında özellikle "T" biçimli dikili taşların varlığı, bölgenin Şanlıurfa’da bulunan ve dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olan Göbeklitepe ile olan benzerliğini gündeme getirdi. Yaklaşık 12 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Göbeklitepe'deki anıtsal mimariyle kurulan bu benzerlik, Adıyaman’daki keşfin önemini daha da artırıyor.

Su seviyesindeki değişimler kayıp yerleşimleri görünür kılıyor
Arkeoloji dünyasında baraj ve göletlerdeki mevsimsel çekilmelerin, su altında kalan tarihi dokuları periyodik olarak açığa çıkardığı biliniyor. Türkiye’nin farklı noktalarında daha önce de benzer iklimsel olaylar sonucunda antik kent kalıntıları ve yerleşim izleri gün ışığına çıkmıştı.
Atatürk Barajı'nda yaşanan bu son gelişmenin ardından, bölgenin tarihsel kimliğinin tam olarak ortaya konulabilmesi için kapsamlı bilimsel kazıların başlatılması planlanıyor. Su seviyesindeki düşüşle açığa çıkan bu katmanlar, bilimsel yöntemlerle incelenerek Türkiye'nin arkeolojik envanterine dahil edilecek.





