Aşk, şiirlerde kalbe atfedilse de bilim için her şey beyindeki bir "kimyasal kokteyl"den ibaret. Dopamin, oksitosin ve serotonin arasındaki bu dansın sadece bir kez mi sergilendiği, yoksa bir döngü mü olduğu sorusu nihayet yanıt buldu. İşte modern bilimin ışığında aşkın skor tablosu ve biyolojik gerçekleri:

Bilimsel araştırma sonuçları: Ortalama "İki" kez

Şubat 2026'da yayımlanan kapsamlı bir çalışmaya göre, insanların büyük bir çoğunluğu hayatları boyunca ortalama 2 kez "tutkulu aşk" yaşıyor. Yaklaşık 10 bin kişiyle yapılan ankette;

  • %30'u iki kez,

  • %28'i sadece bir kez,

  • %17'si üç kez,

  • %11'i ise dört veya daha fazla kez aşık olduğunu belirtti. Bu veriler, "hayatının aşkı" kavramının çoğu zaman bir tane olmadığını, beynin bu yoğun duyguyu birden fazla kez üretmeye programlı olduğunu gösteriyor.

Aşk Bir Kez 2

Aşkın üç farklı evresi: Neden birden fazla kez?

İlişki uzmanı Helen Fisher ve ekibine göre, beynimiz aslında üç farklı "aşk türünü" deneyimlemek üzere evrimleşmiştir. Bu yüzden hayatımızın farklı dönemlerinde farklı kişilerle bu bağları kurabiliyoruz:

  1. İlk Aşk (Toyluk): Genellikle gençlik yıllarında yaşanan, biyolojik dürtülerin baskın olduğu "peri masalı" evresi.

  2. İkinci Aşk (Öğretici/Zorlu): Daha karmaşık, bazen toksik ama kişinin kendini tanımasını sağlayan, tutkunun en yüksek olduğu "ayna" evresi.

  3. Üçüncü Aşk (Huzur): Genellikle beklenmedik bir anda gelen, karşılıklı güvene dayalı ve partnerlerin birbirini olduğu gibi kabul ettiği "kalıcı" evre.

Aşk Bir Kez 3

Beyindeki "ödül sistemi" asla kapanmıyor

Nörobiyolojik açıdan bakıldığında; aşık olduğunuzda beynin ventral tegmental alanı (VTA) yoğun miktarda dopamin salgılar. Bu mekanizma, tıpkı yemek yemek veya su içmek gibi temel bir ihtiyaç olarak kurgulanmıştır. Bir ilişki bittiğinde bu dopamin "geri çekilmesi" acı verse de, beyin bir süre sonra kendini resetleme kapasitesine sahiptir. Yani "bir daha asla" hissi aslında beynin yaşadığı bir tür kimyasal yoksunluk krizidir; sistem tamir edildiğinde yeni bir "ödül" (yeni bir aşk) aramaya devam eder.

Aşkın bir "son kullanma tarihi" var mı?

Bilim insanları, tutkulu aşkın (o ilk yoğun heyecanın) ömrünü 12 ile 18 ay arasında sınırlıyor. Bu sürenin sonunda beyin, yüksek dopamin seviyesini sürdüremediği için yerini ya "bağlılık" hormonu olan oksitosine bırakıyor ya da ilişki sona eriyor. İşte bu geçiş süreci, kişinin hayatında yeni bir aşk hikayesi başlaması için kapıyı aralayan biyolojik boşluğu yaratıyor.