New York’ta 28 Ocak tarihinde görülen duruşmada, Göçmenlik Yargıcı Charles Ouslander, Çinli aktivist Guan Heng’in sığınma talebinin kabulüne karar verdi. Yargıç Ouslander, 2020 yılında Doğu Türkistan'daki (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) hak ihlallerini kayıt altına alan Heng'in Çin'e gönderilmesi durumunda misilleme ve ağır baskılarla karşılaşacağına dair duyduğu "haklı korkuyu" kararına gerekçe olarak sundu. Beş aydır New York'taki bir göçmenlik merkezinde tutulan Heng, Çin’in bölgedeki tesislerini görüntüleyerek uluslararası kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmişti.
Guan Heng 2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne sığınmıştı
Guan Heng, 2020 yılında Çin'in varlığını reddettiği Doğu Türkistan'da bulunan gözaltı merkezlerini ve bölgedeki yoğun güvenlik önlemlerini teleobjektif lensler ve gizli ekipmanlar kullanarak kayıt altına aldı. Can güvenliğinin tehlikeye girmesi üzerine 2021'de Çin'den ayrılan Heng, Hong Kong üzerinden vizesiz giriş yapabildiği Ekvador'a geçti. Buradan Bahamalar'a ulaşan Guan Heng, küçük bir şişme botla 23 saat süren riskli bir deniz yolculuğunun ardından Florida kıyılarına geçti.
Bölgedeki gerçekleri yansıtan 20 dakikalık görüntülerini YouTube platformu üzerinden paylaşan Heng, geçtiğimiz yılın ağustos ayında New York’ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimlerinin operasyonuyla gözaltına alınmıştı. Donald Trump yönetiminin Heng'i Uganda'ya sınır dışı etme kararı, bazı Kongre üyeleri ve insan hakları örgütlerinin gösterdiği yoğun direnç neticesinde aralık ayında iptal edilmişti.
“ZULME UĞRAYAN UYGURLARA SEMPATİ DUYDUM”
Kendisinin videoyu ABD’ye gitmeden kısa bir süre önce yayınlamasının sığınma talebi ile ilişkilendirilebileceğine yönelik soruya Guan, “Zulme uğrayan Uygurlara sempati duydum.” yanıtını verdi.
Ayrıca kanıtları kayıt altına aldıktan sonra Hong Kong, Ekvador, Bahamalar ve ABD’ye gittiğini dile getiren Guan, babasının sorgulandığını kaydetti. Guan şunları söyledi:
“Florida’ya tekneyle gelişim öncesi görüntülerin izlenmesini sağlamak istedim. Videoyu yayınladıktan sonra Çin polisi babamı üç kez sorguladı.”

Sincan Polis Dosyaları tesislerdeki militarize güvenlik protokollerini deşifre etti
Guan Heng'in sağladığı görsel verilerin yanı sıra, 2022'de sızdırılan "Sincan Polis Dosyaları" bölgedeki yapıların askeri disiplinle yönetildiğini kanıtladı. Adrian Zenz tarafından incelenen ve küresel medya kuruluşları tarafından doğruluğu teyit edilen belgeler, kamplarda ağır silahlı nöbetçilerin görev yaptığını ve firar teşebbüsünde bulunanlar için "vur" emrinin yürürlükte olduğunu ortaya çıkardı.
Söz konusu belgelerdeki güvenlik protokolleri, tutukluların hastane gibi harici mekanlara sevki sırasında el ve ayak kelepçesi ile göz bağı kullanımını zorunlu kılıyordu. Veriler ayrıca, 2017-2018 yılları arasında bölgedeki yetişkin nüfusun %12'den fazlasının bu tesislerde alıkonulduğunu ortaya koydu.

Kamplardan kurtulan tanıklar sistematik işkence ve baskıları rapor ediyor
Çin’in eğitim kampları olarak tanımladığı tesislerde tutulduktan sonra serbest kalan tanıklar, tesislerde sistematik olarak fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddet uygulandığını beyan ediyor. Kampta yaşananlara tanıklık eden Qelbinur Sidik gibi isimler, kadın mahkumlara menstrüasyon döngüsünü durduran meçhul ilaçlar verildiğini ve zorunlu kısırlaştırma işlemlerinin yapıldığını aktarıyor.
İnsan hakları kuruluşlarının paylaştığı verilere göre, Sincan'da yaklaşık 1 milyon kişi zorla bu kamplarda ve cezaevlerinde tutulmaktadır. Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) tarafından hazırlanan 2024 tarihli analiz raporu, bölgenin dünyadaki en yüksek tutukluluk oranına sahip olduğunu ve her 26 Uygur’dan birinin parmaklıklar ardında bulunduğunu belgeliyor.

Pekin yönetimi bölgedeki kültürel kimliği silmeye yönelik politikalar izliyor
Bölgedeki baskıların kamp uygulamalarını aşarak kültürel dokuyu hedef aldığı gözlemlenmektedir. Kaşgar gibi tarihi kentlerde Uygurca sokak isimlerinin kaldırılarak yerine Çince isimlerin verildiği bildirilmektedir. Aralarında Rahile Dawut’un da bulunduğu çok sayıda entelektüel ve dini lider, kültürel mirası savundukları gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Çin hükümeti ise bu tesislerin radikalizmle mücadele amaçlı "mesleki eğitim merkezleri" olduğunu savunmaya devam ediyor.

Sığınma kararına rağmen Guan Heng’in hukuki süreci henüz tamamen noktalanmadı
Mahkemenin sığınma lehine verdiği karara karşın, Guan Heng’in gözetim altındaki durumu henüz sona ermiş değil. İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesindeki avukatlar, kararı temyize götürmek için 30 günlük yasal sürelerini kullanma haklarının bulunduğunu ifade etti. Heng’in avukatı Chen Chuangchuang ise müvekkilinin dosyasının sığınma hukukunun gerekliliğini kanıtlayan sembolik bir örnek olduğunu belirterek, ABD'nin koruma sağlama konusunda ahlaki ve hukuki yükümlülüğü olduğunu savundu.





