Küresel piyasalar, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünya ekonomisinin sarsılmaz temel taşı olan ABD dolarının, "treacherous" (istikrarsız ve güven sarsıcı) olarak nitelendirilen yeni bir düşüş evresine girmesini tartışıyor. Ekonomi çevrelerinde doların hegemonyasının ciddi şekilde sorgulandığı bu süreç, uluslararası ticaretin kurallarını ve merkez bankalarının rezerv politikalarını kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.
Hegemonyada çatlak: Güven erozyonu neden hızlandı?
Doların küresel pazarlardaki sarsılmaz konumuna karşı gelişen bu yeni algı, sadece basit bir değer kaybı değil, derin bir güven bunalımı olarak yorumlanıyor. Bu güven erozyonunun arkasında yatan temel nedenler sıralandı.

Washington’ın her geçen gün artan bütçe açığı ve kamu borcu, doların uzun vadedeki sürdürülebilirliğine dair endişeleri körüklüyor. Fed’in enflasyonla mücadele ve faiz kararlarındaki agresif değişimler, doları "istikrarlı bir liman" olmaktan çıkarıp spekülatif bir varlık görünümüne yaklaştırıyor. Jeopolitik gerilimlerde doların bir yaptırım aracı olarak kullanılması, birçok ülkeyi rezervlerinde alternatif para birimlerine veya altına yönelmeye itiyor.
Zayıf dolar yeni normal mi oluyor?
Dolar endeksindeki (DXY) istikrarlı düşüş trendi, gelişmekte olan ülkelerin piyasalarından emtia fiyatlarına kadar geniş bir spektrumda domino etkisi yaratıyor. Analistler, "zayıf dolar" senaryosunun artık geçici bir dalgalanma değil, küresel finansal sistemin "yeni normali" olabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, özellikle dış borcu dolar cinsinden olan ülkeler için kısa vadeli bir nefes alma alanı yaratsa da, küresel likidite dengelerini öngörülemez hale getiriyor.

Küresel ekonomide çok kutupluluk dönemi
Yatırımcıların geleneksel güvenli liman olarak kodladığı dolardan uzaklaşmaya başlaması, küresel ekonomide çok kutupluluğu (dedolarizasyon) tetikliyor. Euro, Yuan ve hatta dijital varlıkların rezervlerdeki payı artarken, altın fiyatlarındaki tarihi rekorlar bu "kaçışın" en somut kanıtı olarak gösteriliyor.

Şu anki tablo, sadece bir para biriminin değer kaybetmesi değil; küresel finans sisteminde köklü bir "taht değişimi" başlangıcına işaret ediyor olabilir. Analistler, 2026 yılı boyunca doların bu düşüş serüveninin, dünya ticaretinde yeni bir "para birimi sepeti" dönemini başlatıp başlatmayacağını yakından takip ediyor.





