Cenevre, Washington ve Tahran yönetimlerinin temsilcilerini stratejik bir uzlaşı arayışı için aynı çatı altında buluşturdu. Bölgedeki askeri çatışma riskinin en üst seviyeye tırmandığı bir atmosferde gerçekleştirilen görüşmelerde, iki ülke arasındaki nükleer anlaşmazlık ve güvenlik kaygıları masaya yatırılıyor. Umman’ın diplomatik köprü görevi üstlendiği bu yeni turda, taraflar doğrudan temas yerine mesajlarını aracı kanallar vasıtasıyla paylaşıyor.

Üst düzey temsilciler Umman'ın ara buluculuğunda mesaj alışverişi yapıyor

Müzakere masasında ABD tarafını Özel Temsilci Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner temsil ederken, İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderlik ediyor. İki taraf arasındaki kritik mesaj trafiğini ise taraflar arasında mekik dokuyan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi yönetiyor. Söz konusu diplomatik hamle, ABD Başkanı Trump’ın nükleer silah üretimini durdurmak adına askeri seçenekleri masada tuttuğu ve bölgeye 2003 yılından bu yana görülen en kapsamlı askeri sevkiyatın yapıldığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Trump'ın kısa vadeli anlaşma takvimi ve UAEA'nın sürece katılımı bekleniyor

ABD Başkanı Trump'ın 19 Şubat tarihinde dile getirdiği "10-15 gün içinde anlaşma sağlanmalı" şeklindeki uyarısının ardından hız kazanan bu turda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin de sürece dahil olması öngörülüyor. Tahran yönetimi, kendisine yönelik ekonomik yaptırımların sona erdirilmesi ve uranyum zenginleştirme hakkının tanınması koşuluyla yeni tavizler verebileceğini belirtiyor. Buna karşın Washington yönetimi, sadece nükleer programın değil, bölge istikrarını tehdit ettiğini savunduğu balistik füze altyapısının da çözüm paketine dahil edilmesini şart koşuyor.

Nükleer kapasite ve güvenlik endişeleri çözüm yolunda engel teşkil ediyor

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dini Lider Ali Hamaney’in kitle imha silahlarını yasaklayan fetvasına atıfta bulunarak nükleer silah üretmeyeceklerine dair güvence verse de ABD tarafı mevcut uranyum zenginleştirme faaliyetlerini bu hedefe giden bir hazırlık olarak nitelendiriyor. İki başkent arasındaki temel uyuşmazlıklar, özellikle yaptırım muafiyetlerinin hangi aşamada ve hangi öncelikle devreye alınacağı noktasında yoğunlaşıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın balistik füzelerinin doğrudan Amerika’yı hedef alacak şekilde geliştirildiğini savunarak, nükleer alanda somut ilerleme kaydedilmeden diğer güvenlik başlıklarında geri adım atılmayacağı mesajını veriyor.

Askeri hareketlilik ve enerji piyasaları diplomatik süreci yakından izliyor

Cenevre’deki siyasi trafiğin yansımaları küresel enerji koridorlarında da hissediliyor. Suudi Arabistan, olası bir askeri çatışmanın petrol sevkiyatını sekteye uğratma ihtimaline karşı üretim artış planlarını gündemine alırken, yatırımcılar diplomatik bir çözümün arz güvenliğini sağlayıp sağlamayacağını takip ediyor. Eş zamanlı olarak Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik de sürüyor; Girit’te demirli bulunan USS Gerald R. Ford uçak gemisinin bölgeden ayrıldığı bildirilirken, bir diğer uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün Hint Okyanusu’ndaki mevcudiyetini koruduğu ifade ediliyor.