Unutkanlık, uzun yıllar yalnızca yaşlılıkla ilişkilendirilen bir durum olarak görülse de günümüzde genç ve aktif bireylerin de sıkça şikâyet ettiği bir sorun haline geldi. Anahtarların yerini hatırlayamamak, planlanan bir işi tamamen unutmak ya da tanıdık bir ismin akla gelmemesi gibi durumlar, çoğu zaman endişe yaratsa da uzmanlara göre bu tablo her zaman patolojik bir duruma işaret etmiyor. Beynin çalışma biçimi, hatırlama kadar unutmayı da doğal bir süreç haline getiriyor.
Beyin neden her bilgiyi saklamaz?
Nörobilim alanında yapılan çalışmalar, beynin sınırsız bir depolama alanı gibi çalışmadığını ortaya koyuyor. Beyin, gün içinde karşılaşılan binlerce uyaran arasından yalnızca gerekli gördüklerini saklıyor. Nörobilim ve psikoloji alanında çalışmalarıyla bilinen Dr. Charan Ranganath’a göre, unutkanlığın temel nedeni beynin kapasite yetersizliği değil, bilinçli bir eleme mekanizması. Beyin, gelecekte işimize yarayacağını düşündüğü bilgileri önceliklendirirken geri kalanları devre dışı bırakıyor. Bu durum, zihinsel yükü azaltarak daha işlevsel düşünmemizi sağlıyor.

Benzer anılar neden birbirine karışır?
İnsan hafızası, yaşanan her deneyimi tamamen yeni bir kayıt olarak saklamaz. Aksine, yeni bilgiler çoğu zaman geçmiş deneyimlerle ilişkilendirilerek hafızaya eklenir. Bu durum beynin enerji tasarrufu yapmasını sağlasa da benzer olayların zamanla birbirine karışmasına yol açabilir. Uzmanlara göre “daha önce yaşanmışa benzeyen” anılar, ayırt edici özellikler taşımadığında hafızada silikleşmeye daha yatkın hale geliyor.
Hayatta kalma içgüdüsü hafızayı nasıl etkiliyor?
Boston Üniversitesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Andrew Budson, insan beyninin evrimsel olarak hayatta kalmaya odaklı çalıştığını belirtiyor. Budson’a göre tehdit, korku ya da yoğun duygular içeren anılar beynin öncelikli kayıtları arasında yer alıyor. Bu nedenle tehlike içeren olaylar, sıradan günlük deneyimlere kıyasla çok daha net hatırlanabiliyor. Beyin, güvenliğimizi tehdit edebilecek durumlara karşı bizi korumak için bu anıları özellikle güçlü şekilde saklıyor.
Gençlerde unutkanlık neden artıyor?
Uzmanlar, genç yaşta görülen unutkanlık vakalarının çoğunda “unutma”dan çok “hatırlayamama” durumunun söz konusu olduğunu vurguluyor. Yoğun stres, dikkat dağınıklığı, uykusuzluk ve sürekli dijital uyaranlara maruz kalmak, konsantrasyonun bozulmasına neden oluyor. Bu durum, bilginin hafızaya doğru şekilde kaydedilmesini engelleyerek unutkanlık hissini artırıyor. Özellikle aynı anda birden fazla işle uğraşmak, beynin bilgiyi derinlemesine işlemesini zorlaştırıyor.
Unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı?
Her yaşta zaman zaman unutkanlık yaşanması normal kabul ediliyor. Ancak aynı soruların sürekli tekrar edilmesi, bilinen yerlerde yön bulmakta zorlanma ya da günlük işlevleri yerine getirmede belirgin aksaklıklar görülüyorsa, bu durum altta yatan bir sağlık sorununa işaret edebiliyor. Uzmanlar bu gibi durumlarda nöroloji veya psikiyatri uzmanına başvurulması gerektiğini belirtiyor.
Hafızayı korumak mümkün mü?
Uzmanlara göre hafıza sağlığını korumak, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite, beynin sağlıklı çalışmasını destekliyor. Zihinsel olarak aktif kalmak, yeni beceriler öğrenmek ve sosyal etkileşimi sürdürmek de hafıza üzerinde olumlu etki yaratıyor. Beyin, doğru şekilde desteklendiğinde hem öğrenme hem de hatırlama kapasitesini uzun yıllar koruyabiliyor.





