Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran yeni bir araştırma, beslenme alışkanlıkları ile beyin sağlığı arasındaki bağı gün yüzüne çıkardı. Liverpool Üniversitesi araştırmacıları, yemeklerden sonra kanda aniden yükselen şeker seviyesinin (postprandiyal hiperglisemi), Alzheimer hastalığı riskini çarpıcı bir oranda tetiklediğini saptadı.

350 bin kişi üzerinde genetik takip
UK Biobank veritabanı kullanılarak 40-69 yaş aralığındaki 350 binden fazla bireyin verilerinin incelendiği çalışmada, katılımcıların açlık şekeri, insülin düzeyleri ve yemekten iki saat sonraki kan değerleri analiz edildi. "Mendelci randomizasyon" yöntemiyle yapılan testler, şeker dengesizliği ile demans arasındaki biyolojik köprüyü mercek altına aldı.

Gizli tahribat: Beyin küçülmeden hastalık tetikleniyor
Araştırmanın en şaşırtıcı bulgusu, yemek sonrası yükselen şekerin yarattığı hasarın klasik yöntemlerle tespit edilememesi oldu. Veriler, yüksek risk altındaki bireylerde beyin küçülmesi veya doku hasarı gibi görünür belirtiler henüz oluşmadan, şekerin beyni "anlaşılmamış biyolojik yollarla" etkilediğini gösteriyor. Bu durum, sinsi ilerleyen bir sürecin işareti olarak kabul ediliyor.

"Sadece açlık şekerini ölçmek yeterli değil"
Çalışmanın başyazarı Dr. Andrew Mason, koruyucu tıp açısından hayati bir uyarıda bulundu. Mason, genel şeker ortalamasının yanı sıra özellikle yemeklerden sonraki dalgalanmaların kontrol altında tutulmasının Alzheimer'dan korunmada kilit rol oynayabileceğini belirtti. Dr. Vicky Garfield ise bu bulguların farklı toplumlar üzerinde de doğrulanmasıyla, diyabet hastalarında demansın önlenmesine yönelik devrim niteliğinde yaklaşımlar geliştirilebileceğini ifade etti.





