Modern dünyanın yükselen alışkanlığı olan tek başına yemek yemek, özellikle 65 yaş üstü bireyler için sessiz bir tehdide dönüşmüş durumda. Appetite dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, sosyal etkileşimden mahrum kurulan sofraların yaşlılarda fiziksel çöküşü hızlandırdığını ve zihinsel fonksiyonları körelttiğini bilimsel verilerle kanıtladı.

Protein kaybı ve fiziksel zayıflık kapıda
Avustralya’daki Flinders Üniversitesi araştırmacıları, son 20 yıla ait 24 farklı çalışmayı mercek altına alarak çarpıcı sonuçlara ulaştı. Yalnız yemek yiyen yaşlı yetişkinlerin, yaşıtlarına oranla çok daha erken dönemde fiziksel kırılganlık belirtileri gösterdiği saptandı. Araştırmanın öne çıkan bulgular sıralandı.

Yalnız yaşayan bireylerde günlük protein alımı ortalama 58 gramdan 51 grama geriliyor. Potasyum gibi temel maddelerin eksikliği, özellikle kadınlarda kemik erimesi (osteoporoz) riskini tetikliyor. Yetersiz beslenme ve istemsiz kilo kaybı, hareket kabiliyetini kısıtlayarak yaşam kalitesini düşürüyor.
Hazır gıdaya yönelim 4 kat artıyor
Araştırmacılar, tek başına yemek hazırlamanın "cazibesini yitirdiğini" ve bu durumun yaşlıları tehlikeli beslenme alışkanlıklarına ittiğini vurguluyor. Sosyal motivasyon olmayınca bireyler, hazırlaması kolay ancak besleyiciliği düşük hazır gıdalara 4 kat daha fazla yöneliyor. Bu gıdalardaki yüksek tuz ve şeker oranı ise yüksek tansiyon ile diyabet gibi kronik sorunlara davetiye çıkarıyor.

Zihinsel tehlike: Yalnızlık beyni küçültüyor
Sofradaki sessizlik sadece bedeni değil, beyni de etkiliyor. Çalışma, sosyal etkileşimden uzak kalmanın beyinde küçülmeye yol açabileceğini ve bunun sonucunda demans ile Alzheimer riskinin ciddi oranda arttığını ortaya koydu. Uzmanlar, Alzheimer vakalarının yaklaşık yarısının yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini hatırlatarak, toplu yemek faaliyetlerinin hayati bir koruma kalkanı olduğunu belirtiyor.
Uzmanlardan sosyal reçete çağrısı
Sosyal bir ortamda yemek yemek, çeşitliliği ve iştahı artırır diyen uzmanlar, yaşlıların sadece karınlarını doyurmalarının yetmediğini, aynı zamanda birer "zihinsel egzersiz" olan sohbet ortamlarına dahil edilmeleri gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde, yalnız sofraların getirdiği yetersiz beslenme, ciddi sağlık sorunları ve erken ölüm riskiyle sonuçlanabiliyor.





