Bir döneme şarkıları, sahne duruşu ve tarzıyla yön veren Yonca Evcimik, geçmişe dair samimi açıklamalarda bulundu. Cemre Onaylı’nın sunduğu “Cemre ile TBT” adlı YouTube programına konuk olan Evcimik, 90’lı yılları ve kariyerinin şekillendiği dönemi arşiv görüntüleri eşliğinde değerlendirdi.

“Kendi kurallarımla yol aldım”

Programda yoğun çalışma temposuna değinen Yonca Evcimik, 2000’li yıllara kadar neredeyse durmaksızın çalıştığını belirtti. Kendi yolunu çizmek için uzun süre beklediğini ifade eden sanatçı, kimsenin koyduğu kurallarla değil, kendi belirlediği çizgiyle ilerlediğini söyledi:

“Kimsenin kuralıyla değil, kendi kuralımla oynamak için bunca yıl bekledim. Kimse kusura bakmasın. Yonca’yı ben yarattım.”

Şan Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare yılları

Konservatuvar eğitiminin ardından Şan Tiyatrosu’na adım atan Yonca Evcimik, bu sürecin kendisi için önemli bir eğitim ve deneyim dönemi olduğunu ifade etti:

“Bir üniversite gibiydi Şan Tiyatrosu. Sonra ikinci bir üniversitem oldu benim; Devekuşu Kabare. Çok güzel günlerdi. O insanlarla o kadar yakın olmak çok güzeldi."

Madonna konseriyle unutulmaz bir gece

Yonca Evcimik, Madonna’nın 1993 yılında Türkiye’de verdiği konser öncesinde sahneye çıkma deneyimini de anlattı. Kuliste yaşanan heyecanı ve sahnedeki güçlü geri dönüşü unutamadığını belirten sanatçı, Madonna’nın konserlerinde özellikle daha az tanınan isimlerin sahneye çıkmasını tercih ettiğini, bu nedenle çok dikkatli davrandıklarını ifade etti:

“Çok ayak altında dolaşma diye tembihlemişlerdi. Çünkü Madonna gittiği ülkelerde starlar olmasın, yeni başlayan birileri çıksın istiyormuş. Ben de kuliste göz göze gelmemek için çaba sarf etmiştim resmen. Çıktık, inanılmaz güzel bir reaksiyon aldık.”

Zeki Alasya’dan aldığı ders

İlk sinema deneyimi olan “Doktor” filmine de değinen Evcimik, figüran olarak yer aldığı sette Zeki Alasya’dan yediği azarın meslek hayatında önemli bir ders olduğunu söyledi:

“Kadir İnanır’la Oya Aydoğan oynuyordu. Zeki Alasya da yönetmen. Bize dediler ki; ‘Bir düğün sahnesi olacak, gelin sizi götürelim’. Oradan hatırladığım net bir şey var. Kamera arkamdaydı. Tabii ben de benim hareketlerimi görmüyor zannediyorum. Konuşuyor muyum, gülüyor muyum artık ne yapıyorsam, bir fırça yemiştim Zeki Abi’den. ‘Kamera arkanda ama gözü var onun’ deyip beni fırçalamıştı.”