Toplumun büyük bölümünde görülen uçuk, genellikle basit bir cilt problemi olarak algılanıyor. Oysa tıbbi veriler, uçuğa yol açan herpes simpleks virüsünün ömür boyu vücutta kaldığını gösteriyor. Çoğu zaman hiçbir soruna yol açmayan bu virüs, bazı koşullarda ciddi nörolojik tablolara neden olabiliyor.
Uçuk neden oluşur?
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı İftihar Köksal’a göre uçuğun temel nedeni herpes simpleks virüsüdür. Virüs vücuda girdikten sonra sinir hücrelerinin köklerine yerleşir ve bağışıklık sistemi güçlü olduğu sürece “uykuda” kalır. Stres, uykusuzluk, ağır enfeksiyonlar veya bağışıklığın zayıflamasıyla yeniden aktifleşerek dudakta ya da genital bölgede uçuk şeklinde ortaya çıkar.

Virüs vücuttan tamamen kaybolur mu?
Nöroloji Uzmanı Dilek Örken Necioğlu, herpes virüsünün vücuda bir kez girdikten sonra tamamen temizlenmediğini vurguluyor. Virüs sinir liflerinde sessizce kalır ve bu nedenle uçuklar yaşam boyu tekrarlayabilir. Ancak bu tekrarların büyük bölümü sadece deri ve mukozayla sınırlı olur.
Beyinde uçuk olur mu?
Uzmanlara göre nadir de olsa herpes simpleks virüsü sinir lifleri veya kan yoluyla beyne ulaşabilir. Bu tablo tıpta “herpes ensefaliti” olarak adlandırılır. Köksal, bu durumun halk arasında “beyin uçuğu” diye bilindiğini ve yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu ve nöbetlerle ortaya çıkabildiğini belirtiyor.
Her uçuk çıkaranda aynı risk var mı?
Necioğlu, dudakta sık uçuk çıkaran herkesin beyin enfeksiyonu geçireceği düşüncesinin yanlış olduğunu vurguluyor. Beyni tutan herpes enfeksiyonunun çok nadir görüldüğünü, toplumda milyonda 2–3 kişide ortaya çıktığını belirtiyor. Riskin; bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, ileri yaşta olanlarda ve bazı genetik yatkınlığı bulunan bireylerde biraz daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.
Araştırmalar ne söylüyor?
Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yayımlanan bir çalışmada, viral ensefalit şüphesiyle incelenen 110 hastanın beyin-omurilik sıvısı analiz edildi. Bu hastaların 5’inde HSV-1 pozitifliği saptandı. Araştırmacılar, erken tanı ve antiviral tedavinin hayati önemde olduğunu vurguladı. Çalışmalar, gecikmiş tedavinin kalıcı nörolojik hasar riskini artırdığını gösteriyor.
Belirtiler ne zaman ciddiye alınmalı?
Köksal’a göre uçuk öyküsünden sonra gelişen şiddetli baş ağrısı, ateş, bilinç değişikliği, kişilik farklılaşması ve nöbetler alarm bulgusu kabul edilmeli. Bu belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Tanı ve tedavi nasıl yapılıyor?
Tanıda en güvenilir yöntem, belden su alma işlemiyle beyin-omurilik sıvısında HSV DNA’sının PCR yöntemiyle gösterilmesi. Beyin MR’ı da tanıya önemli katkı sağlıyor. Tedavi ise genellikle 14–21 gün süren damar içi antiviral ilaçlarla yapılıyor. Uzmanlara göre tedaviye ne kadar erken başlanırsa iyileşme şansı o kadar artıyor.
Riski azaltmak için neler yapılabilir?
Uzmanlar, herpes virüsünün tamamen yok edilemese de kontrol altında tutulabileceğini belirtiyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme, stresin azaltılması, sigara ve alkolden uzak durulması bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sık uçuk geçiren kişilerde doktor kontrolünde antiviral baskılama tedavisi uygulanabiliyor. Uçuk sonrası olağan dışı nörolojik belirtiler geliştiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması hayati önem taşıyor.





