Gün içinde aç olmadığımız hâlde kendimizi çikolata, cips ya da tatlı ararken buluyorsak bunun nedeni fiziksel açlık olmayabilir. Uzmanlara göre bu durum çoğu zaman duygusal açlıkla ilişkili oluyor. Özellikle yoğun stres, yalnızlık ve duygusal baskı altında yeme davranışının bir rahatlama aracına dönüşebildiği belirtiliyor.
Duygusal açlık nedir, neden ortaya çıkar?
Duygusal açlık, vücudun enerji ihtiyacından değil, kişinin yaşadığı duygusal durumdan kaynaklanan yeme isteği olarak tanımlanıyor. Bu tür açlıkta amaç karnı doyurmak değil, hissedilen boşluğu bastırmak oluyor. Stresli bir günün ardından ani atıştırma isteği, can sıkıntısıyla birlikte gelen tatlı krizleri bu duruma örnek gösteriliyor.
Yapılan bazı psikoloji temelli beslenme araştırmalarında, özellikle olumsuz duyguların yüksek kalorili ve şekerli gıdalara yönelimi artırdığına dikkat çekiliyor. Bu yiyecekler kısa süreli bir rahatlama sağlasa da kalıcı bir çözüm sunmuyor.
Fiziksel açlıkla duygusal açlık nasıl ayırt edilir?
Fiziksel açlık genellikle yavaş gelişiyor ve herhangi bir besinle giderilebiliyor. Duygusal açlık ise ani başlıyor ve çoğunlukla belirli yiyeceklere odaklanıyor. Tok olunduğu hâlde yemeye devam edilmesi ve sonrasında pişmanlık hissinin ortaya çıkması da duygusal açlığın ayırt edici özellikleri arasında yer alıyor. Bu noktada yeme isteğinin aniden mi ortaya çıktığı, belirli bir yiyeceğe mi yönelttiği gibi soruların yanıtları önemli ipuçları veriyor.

Duygusal açlıkla başa çıkmak mümkün mü?
Uzmanlar, duygusal açlığın fark edildiğinde kontrol altına alınabilecek bir durum olduğunu belirtiyor. Öncelikle yeme isteğinin arkasındaki duyguyu tanımak gerekiyor. Stres, yalnızlık ya da öfke hissi fark edildiğinde yemeğe yönelmek yerine başka rahatlama yolları denenebiliyor. Kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, müzik dinlemek veya biriyle konuşmak bu süreçte önerilen alternatifler arasında yer alıyor. Ayrıca düzenli ve dengeli beslenmenin, ani yeme ataklarını azalttığı ifade ediliyor.
Uzman görüşü ne söylüyor?
Beslenme ve diyetetik alanında çalışan diyetisyen Maria Tanoğlu, duygusal açlığın bedenin değil beynin açlığı olduğunu vurguluyor:
“Fiziksel olarak tok olunduğu hâlde yeme isteği devam ediyorsa, bu çoğu zaman duygusal açlığa işaret eder. Bu durumda birkaç dakika beklemek, ortam değiştirmek ve su içmek yeme isteğinin azaldığını fark etmeye yardımcı olabilir”
Duygusal açlık kontrol altına alınmazsa ne olur?
Harvard Medical School tarafından yayımlanan araştırmalara göre, duygusal açlık uzun vadede kilo artışı, yeme sonrası suçluluk hissi ve sağlıksız beslenme döngülerine yol açabiliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun kalıcı olmadığını vurguluyor. Duygularla yemek yerine stres, üzüntü veya sıkıntıyla farklı yollarla başa çıkmayı öğrenmenin, zamanla dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının yeniden kazanılmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Aynı araştırmalarda, duygusal açlığın fark edilmesinin yalnızca kilo kontrolü açısından değil, kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını tanıması ve bu ihtiyaçlara daha sağlıklı yanıtlar verebilmesi açısından da önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.





