Geçtiğimiz aylarda evinde rahatsızlanarak kalbi duran ve uzun süredir yoğun bakımda tedavi gören sanatçı Fatih Ürek, 107 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 59 yaşında hayatını kaybetti. Ürek’in vefatının ardından, kamuoyunun merak ettiği vasiyeti de yeniden konuşulmaya başlandı.
“Kendi adıma bir vakıf istiyorum”
Fatih Ürek, iki yıl önce katıldığı bir televizyon programında kendisine yöneltilen “Vasiyetini yazdın mı?” sorusuna samimi yanıtlar vermişti. Sanatçı, kendi adına bir vakıf kurulmasını istediğini belirterek, hayattaki en büyük arzusunun çocuklar için bir okul yaptırmak olduğunu dile getirmişti:
"Aslında bir yerde yazdım, bir yerlerde duruyor galiba ama her sene bir şey değişiyor. Kendi adıma bir vakıf istiyorum. Bir şey olsun, bir hayır olsun. Hayatımda en çok istediğim şey, benim adıma bir okul yaptırmak. Okul olsun istiyorum. Okullarımıza ihtiyacımız var."
“Çocukları görünce ağlıyorum”
Ürek, sözlerinin devamında çocuklara duyduğu hassasiyeti de paylaşmıştı. Çocukları gördüğünde duygulandığını söyleyen sanatçı, bu isteğinin arkasında toplumsal bir sorumluluk duygusu olduğunu vurgulamıştı:
"Ben çocukları görünce ağlıyorum. Yaşım geçti ondan mı acaba…"
“Gönlümü çok kırdılar”
Programda Ürek’e, “Bana bir şey olursa mezarıma gelmesini istemeyeceğin insanlar var mı?” sorusu da yöneltilmişti. Bu soruya içtenlikle yanıt veren sanatçı, camia dışından bazı kişilere kırgın olduğunu söylemişti:
"Camiadan değil, camiayı saymıyorum bile. Gönlümü kıran çok insanlar var. Camiadan değil ama benim gönlümü çok kırdılar. Çünkü ben salaklık derecesinde safım."
Fatih Ürek’in vefatının ardından yeniden gündeme gelen bu açıklamalar, sanatçının geride bırakmak istediği manevi mirası ve hayattaki önceliklerini bir kez daha gözler önüne serdi.





