Trabzon açıklarında 27 Ocak akşamı saat 23:15 sularında meydana gelen 3,8 büyüklüğündeki yer sarsıntısı, Karadeniz Bölgesi'ndeki sismik hareketliliği tekrar gündeme taşıdı. Yer kabuğunun 9,6 kilometre derinliğinde oluşan ve kent genelinde hissedilen sarsıntıya ilişkin Trabzon Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı kaydedildi. Yaşanan bu depremin ardından açıklamalarda bulunan deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon'un "güvenli şehir" olduğu yönündeki yaygın kanının artık geçerliliğini yitirdiğini savunarak önemli uyarılarda bulundu.
Karadeniz sahili için 6.6 büyüklüğünde kritik uyarı
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından paylaşılan verileri referans gösteren Prof. Dr. Osman Bektaş, Karadeniz sahil şeridinin 6,6 büyüklüğünde bir deprem potansiyeline karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. Özellikle kumsal alanlar, dolgu zeminler ve heyelan bölgelerindeki yerleşim birimlerinin büyük bir tehdit altında olduğuna işaret eden Bektaş, Karadeniz'in aktif bir deprem kaynağı barındırdığını hatırlattı. Bölgedeki geçmiş depremlerin büyüklükleri ve yinelenme periyotları hakkında veri eksikliği bulunmasının risk analiz süreçlerini güçleştirdiğini de sözlerine ekledi.
"Güvenli şehir" yanılgısı bitti: Karadeniz fayı aktif
Gerçekleşen sarsıntının Karadeniz Fayı'nın canlılığını koruduğunun bir ispatı olduğunu belirten Bektaş, depremin büyüklüğü küçük olsa dahi taşıdığı mesajın hayati önem arz ettiğini dile getirdi. Sahile paralel uzanan fay sisteminin doğu-batı istikametindeki bir segmentinde meydana gelen depremin, sığ derinliği nedeniyle yüksek bir gürültü ve sarsıntı etkisiyle hissedildiğini ifade etti. Uzmana göre, bölgedeki mevcut yapı stoğu ve dolgu alanları, aktif fay hattı ile birleştiğinde en temel risk unsurlarını oluşturuyor.
Trabzon'un deprem riskli bölgelerini sıraladı
Kentin zemin karakteristikleri üzerine detaylı bilgiler veren Prof. Dr. Bektaş; Beşirli, Akyazı, Söğütlü ve Yomra-Kaşüstü gibi mevkilerin kentin en prestijli fakat zemin yapısı bakımından en hareketli bölgeleri olduğunu savundu. Bu alanların dolgu, heyelan ve sahil kesimlerinden teşkil olmasının, Karadeniz Fayı'nda yaşanabilecek olası bir kırılmanın etkisini karada katlayarak artırabileceği uyarısını yaptı. Bektaş, zayıf zemin özelliklerinin deprem şiddetini büyütme ihtimaline karşı yerel yönetimlerin ve vatandaşların tedbirli olması gerektiğini belirtti.





