ABD’deki University of California San Diego’da görev yapan kanser biyoloğu Tatiana Hurtado de Mendoza, bağışıklık sistemini kullanarak kanserle mücadele edebilecek yeni bir yaklaşım geliştirmek amacıyla yürüttüğü araştırmada dikkat çekici sonuçlar elde etti. Çalışma, La Jolla Institute for Immunology’ndan virolog Chris Benedict ile birlikte gerçekleştirildi ve bulgular Journal for ImmunoTherapy of Cancer dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar bu sorunlara alternatif bir çözüm geliştirmek amacıyla bağışıklık sisteminin daha önce karşılaştığı virüslere karşı oluşturduğu bağışıklık hafızasından yararlanmayı hedefledi. Çalışmada özellikle sitomegalovirüs (CMV) üzerinde duruldu. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 80’inin bu virüse karşı bağışıklığa sahip olması, yöntemin geniş bir kitle için uygulanabilir olabileceğini gösteriyor.

Bulgular dikkat çekici

Araştırma sırasında dikkat çekici bir bulgu da ortaya çıktı. Başlangıçta tümörlere yönlendirme amacıyla özel bir hedefleme peptidi kullanılması planlanmış olsa da, yalnızca CMV peptitlerinin verilmesinin de benzer derecede etkili olduğu gözlemlendi. Bunun üzerine ekip, deneylerin ilerleyen aşamalarında yalnızca CMV peptitlerini kullanarak çalışmayı sürdürdü.

Akış sitometrisi ve tek hücreli RNA dizileme analizleri, tedavinin tümör ortamında CD4+ ve CD8+T hücreleri başta olmak üzere bağışıklık hücrelerinin birikimini artırdığını gösterdi. Ayrıca tümör dokusunda anjiyogenez gibi kanserle ilişkili genlerin aktivitesinde azalma, bağışıklık yanıtıyla ilişkili süreçlerde ise artış tespit edildi.

Araştırmacılar, bağışıklık hücrelerinin neden özellikle tümör bölgesine yöneldiğini henüz tam olarak açıklayabilmiş değil. CMV virüsünün tümör ortamında yeniden aktif hâle gelmesi ya da kanser hücreleri ile virüs proteinleri arasında moleküler benzerlik bulunması gibi olasılıklar değerlendirildi. Ancak bu mekanizma henüz netlik kazanmadı.

Pek çok kanser türüne uygulanabilir

Uzmanlar, yaklaşımın umut verici olduğunu ancak klinik uygulamalara geçmeden önce daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Çalışmada tümörlerin tamamen ortadan kaldırılmadığına dikkat çekilirken, yöntemin diğer immünoterapilerle birlikte kullanılması durumunda daha güçlü sonuçlar verebileceği ifade ediliyor.

Araştırma ekibi, yöntemin farklı tümör mutasyonlarına bağlı olmaması nedeniyle geniş bir kanser türü yelpazesinde uygulanabileceğini değerlendiriyor. Bu doğrultuda tedavinin meme kanseri gibi diğer kanser modellerinde de test edilmesi planlanıyor.

Kaynak: the-scientist.com