Tahran ve Washington arasındaki ilişkiler, 1979 devriminden bu yana genel olarak hasmane bir çizgide ilerlese de 2010’lu yılların başında İran’ın nükleer programının hız kazanmasıyla daha sancılı bir döneme girdi. Dr. Hakkı Uygur’un analizine göre, 2015 yılında imzalanan Nükleer Antlaşma (KOEP) kısa süreli bir iyimserlik yaratsa da Donald Trump’ın 2016’da başkan seçilmesi, 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve 2020’de General Kasım Süleymani’ye düzenlenen suikast, süreci kopma noktasına getirdi. Bu askeri ve siyasi gerilimin yanı sıra uygulanan ağır ekonomik yaptırımlar, 2010-2020 yılları arasında İran ekonomisinin büyüme hızının sıfıra inmesine neden oldu. Biden döneminde oluşan çözüm beklentileri ise Mahsa Emini olayları, Ukrayna-Rusya Savaşı ve İran’ın Rusya’ya silah desteği gibi nedenlerle karşılık bulmadı.

İsrail'in değişen stratejisi ve Haziran 2025 çatışması

İran için süreci en çok zorlaştıran gelişme, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırıları oldu. Dr. Hakkı Uygur, bu olayın İsrail ve ABD’nin bölge stratejilerinde köklü bir değişime yol açtığını vurguluyor. İsrail, Hizbullah’a ağır darbeler indirirken Suriye’deki İran diplomatik temsilciliklerini hedef alacak kadar ileri gitti. Aralık 2024’te Esed rejiminin devrilmesiyle en önemli müttefikini kaybeden İran, Haziran 2025’te İsrail ile 12 gün süren doğrudan bir çatışma yaşadı. Bu savaşta İran’ın hava savunma sistemleri ve mühimmat depoları büyük zarar gördü. Tahran, düşük yoğunluklu çatışmayı zamana yaymaya çalışsa da savaşın ülke içine sıçramasına engel olamadı.

Abd Iran 1-1

Ekonomik kriz ve şiddetli halk protestoları

Eylül ayında Batılı ülkelerin nükleer anlaşmadaki "tetik mekanizmasını" devreye sokmasıyla Birleşmiş Milletler yaptırımları yeniden yürürlüğe girdi. Bu durum İran ekonomisinde derin bir krize yol açarken yıl sonunda döviz fiyatlarındaki artış kitlesel protestoları tetikledi. 8-9 Ocak itibarıyla başlayan ve şiddet eylemlerine dönüşen gösterilerde, resmi rakamlara göre 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti; ancak uluslararası örgütler can kaybının çok daha yüksek olduğunu savunuyor. Dr. Uygur, her ne kadar İran yönetimi bu tür protestoları bastırma konusunda tecrübeli olsa da kötüleşen ekonomi ve düşen asgari ücretin, gelecekte toplumsal direnci daha da artırabileceğini öngörüyor.

Trump'ın sert tutumu ve artan askeri müdahale riski

İran, Donald Trump’ın ikinci döneminde ABD ve İsrail’in tamamen örtüşen pozisyonlarını doğru analiz edemedi. Trump, gösteriler sırasında Tahran’ı sert bir dille uyarırken bölgedeki ABD askeri varlığı da ciddi şekilde tahkim edildi. İran ise müzakere taleplerini "sonuçları baştan belli" diyerek reddetmeye devam ediyor. Dr. Hakkı Uygur’un değerlendirmesine göre, Trump’ın Venezuela örneğindeki gibi hızlı sonuç alma çabası ve öngörülemez hamleleri, bölgede sıcak çatışma riskini en üst seviyeye taşıyor. Mevcut ekonomik şartlar altında 75 dolar seviyesindeki asgari ücretin daha da düşmesi, devlet bürokrasisinin ileride taviz vermesine neden olabilir.

Iran Tatbikat (1)

Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve güvenlik önlemleri

Ocak sonu itibarıyla uluslararası kamuoyu, İran’a yönelik muhtemel bir askeri operasyonun ölçeğini ve stratejik sonuçlarını tartışıyor. Ankara, bir yandan krizin büyümemesi için arabuluculuk faaliyetlerini sürdürürken diğer yandan olası olumsuz senaryolara karşı milli güvenlik tedbirlerini artırıyor. Dr. Hakkı Uygur, İran’da kalıcı bir değişimin kolay olmayacağına ve ülkenin kanlı bir iç çatışmaya itilmesinin Türkiye için uzun yıllar sürecek bir dış politika ve güvenlik sorunu yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: AA