Beyaz Saray’dan Teksas’a gitmek üzere ayrıldığı sırada gündeme dair açıklamalarda bulunan Donald Trump, İran ile yürütülen müzakere sürecine dair sert eleştirilerde bulundu. Tahran’ın nükleer silah sahibi olmasına hiçbir koşulda izin verilmeyeceğini vurgulayan Trump, aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşı ve Küba ile yürütülen diplomatik temaslara dair önemli ipuçları paylaştı.

Askeri müdahale riski ve rejim değişikliği tartışmaları

İran’a yönelik olası bir askeri müdahalenin uzun ve yıpratıcı bir savaşa dönüşme ihtimali sorulan Trump, bu tür süreçlerin doğasında risk barındırdığını ifade etti. Trump şu değerlendirmede bulundu:

"Her zaman bir risk vardır. Biliyorsunuz, savaş olduğunda her şeyde, hem iyi hem de kötü, bir risk vardır."

Müdahalenin bir rejim değişikliğiyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusundaki belirsizlik sorulan Trump şöyle konuştu:

"Hayır, kimse bilmiyor. Olabilir de olmayabilir de. Bunu ordu olmadan yapabilsek güzel olurdu ama bazen yapmak zorundasınız."

İran ile nükleer pazarlıkta uzlaşı arayışı sürüyor

Tahran yönetiminin nükleer silaha sahip olamayacağı konusundaki net duruşunu koruyan Trump, müzakerelerin içeriğinden duyduğu rahatsızlığı gizlemedi. İran’ın iyi niyetle müzakere etmesinin olumlu olacağını ancak karşı tarafın bunu anlamadığını savunan Trump şu ifadeleri kullandı:

"Bize sahip olmamız gerekenleri vermeye yanaşmamalarından memnun değilim. Bugün ek görüşmelerimiz olacak, bekleyip göreceğiz ama gidişattan memnun değilim."

Henüz nihai bir karar vermediğini belirten Trump, yine de İran ile bir anlaşma yapma niyetinde olduklarını sözlerine ekledi.

Küba’da yönetim değişikliği ve Epstein dosyası açıklaması

Küba’daki mevcut duruma dair çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıyan Trump, Havana yönetimi ile iletişim halinde olduklarını açıkladı. Küba’nın büyük bir sıkıntı içinde olduğunu belirten Trump,

"Bizimle görüşüyorlar ve belki de dostane şekilde (yönetimi) devralma gerçekleşir"

İfadelerini kullandı. Küba halkının yaşadığı zorlukların kendisi için "çok acı" olduğunu ve bu sorunları çocukluğundan beri duyduğunu dile getiren Trump, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da her iki taraf ile görüşmeleri sürdürdüğünü kaydetti. Öte yandan, Epstein dosyalarına ilişkin bir soruya ise konu hakkında bilgisi olmadığını ve tamamen aklandığını söyleyerek yanıt verdi.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio kritik temaslar için İsrail'e gidiyor

Washington'ın İran'a yönelik askeri seçenekleri masaya yatırdığı bir dönemde, diplomatik trafik de hız kazandı. Associated Press’e (AP) bilgi veren ABD Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Bakan Marco Rubio'nun önümüzdeki hafta İsrail'e resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi. Bu önemli ziyarete ilişkin ayrıntıları paylaşan Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, yaptığı yazılı açıklamada şu bilgilere yer verdi:

"Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 2-3 Mart 2026 tarihlerinde İsrail'e bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bakan, İran, Lübnan ve Başkan Trump'ın Gazze için 20 Maddelik Barış Planı'nın uygulanmasına yönelik devam eden çabalar da dahil olmak üzere bir dizi bölgesel önceliği görüşecektir."

Bölgesel güvenlik ve askeri senaryolar masada

Bakan Rubio'nun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapacağı görüşmelerin ana gündem maddelerini, İran ile yürütülen nükleer müzakereler ve ABD'nin olası askeri müdahale planları oluşturuyor. Daha önce AP tarafından servis edilen ve Trump yönetiminden iki yetkiliye dayandırılan haberlerde, Rubio'nun 28 Şubat tarihinde Netanyahu ile bir araya gelmeyi planladığı aktarılmıştı. Diplomasi trafiği sürerken, İsviçre'nin Cenevre kentinde ABD ve İran arasındaki nükleer görüşmelerin üçüncü turu tamamlandı. Eş zamanlı olarak ABD ordusunun, İran'a yönelik askeri tehdit senaryoları çerçevesinde bölgedeki askeri sevkiyat ve konuşlanma faaliyetlerine devam ettiği bildirildi.