Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), modern iş dünyasının en yaygın sorunlarından biri olan tükenmişliği (burnout) klinik bir hastalık olarak değil, "başarıyla yönetilemeyen kronik iş yeri stresi" sonucu ortaya çıkan mesleki bir fenomen olarak tanımlıyor. Uzmanlar, özellikle kariyere yeni adım atanların büyük bir heyecanla başladıkları yolculuğun, zamanla nasıl bir duygusal çöküşe dönüşebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Tükenmişliğin üç boyutlu belirtileri
Tükenmişlik sadece yorgunluktan ibaret değil; uzmanlara göre bu durum üç temel boyutta kendini gösteriyor. Kişinin işe başlamadan önce bile kendini bitkin hissetmesi, sanki sürekli bir çuval patates taşıyormuşçasına ağırlaşması. Yapılan işe karşı yabancılaşma, iş arkadaşlarına ve kuruma karşı olumsuz, umursamaz bir tutum geliştirme. Performansın düştüğü inancı, yetersizlik ve değersizlik duygularının baskın hale gelmesi.
Tetikleyici unsurlar: Neden tükeniyoruz?
Araştırmalar, tükenmişliğin sadece çalışanla ilgili olmadığını, büyük oranda iş ortamından kaynaklandığını gösteriyor. Başlıca nedenler şunlar; Kontrol alanının daralması ile görevler üzerinde söz hakkının olmaması. Beklenti-gerçeklik çatışmasıyla işe dair hayaller ile çalışma koşullarının uyuşmaması. Adaletsizlik ve değersizlik duygusu emeğin takdir edilmemesi veya yöneticilerle yaşanan etik sorunlar. Sosyal kopukluk, iş arkadaşlarıyla kurulan bağların zayıf olması.
Çözüm yolları: Korunmak için neler yapılabilir?
Uzmanlar, tükenmişliği tamamen engellemenin çalışanın elinde olmadığını ancak etkilerini azaltmak için proaktif adımlar atılabileceğini vurguluyor. Yöneticilerle iletişim kurarak, sizi en çok motive eden görevleri iş gününüze nasıl entegre edebileceğinizi konuşun.
Küçük değişiklikler bağlılığı artırabilir. İş yükü taşıyamayacağınız kadar ağırlaştığında bunu üstlerinizle paylaşın. Beklentilerin netleşmesi stresi azaltır.
Hobilerinize zaman ayırın ve iş dışındaki kimliğinizi besleyin. Uzmanların önerisi net; Bazen sadece sırtüstü uzanıp tavana bakmak bile kabul edilebilir bir dinlenme yöntemidir.