New York'ta 1961 yılında doğan tek yumurta üçüzleri, gizli bir psikolojik deney kapsamında birbirinden habersiz üç farklı aileye evlatlık verildi. 19 yıl sonra tesadüfen birbirlerini bulan kardeşlerin hayatı, bir psikiyatristin "genetik mi yoksa yetiştirilme tarzı mı daha etkilidir?" sorusuna yanıt aradığı etik dışı bir çalışmanın parçası olarak karartıldı. Bugün deneyin sonuçları Yale Üniversitesi arşivlerinde 2065 yılına kadar mühürlenmiş durumda.
Mavi yakadan zengin aileye: Sosyal laboratuvar
Dr. Peter Neubauer liderliğindeki ekip, Louise Wise Evlatlık Edinme Merkezi ile iş birliği yaparak üçüzleri kasten farklı sosyoekonomik düzeydeki ailelere yerleştirdi. Kardeşlerden biri işçi sınıfı, biri orta sınıf, diğeri ise varlıklı bir aile tarafından büyütüldü. Ailelere çocukların üçüz olduğu söylenmezken, "gelişim izleme" adı altında yıllarca evlere giden araştırmacılar çocukların her hareketini gizlice raporladı.
Tesadüf eseri gelen 19 yıl gecikmeli kavuşma
1980 yılında üniversiteye başlayan Robert Shafran'ın, kampüste sürekli "Eddy" adında biriyle karıştırılması sır perdesini araladı. Robert ve Eddy tanıştıklarında tıpatıp aynı olduklarını fark etti. Olayın gazetelere yansımasıyla, fotoğrafları gören David Kellman da üçüncü parça olarak aralarına katıldı. Üç kardeş de aynı sigarayı içiyor, aynı sporlarla ilgileniyor ve benzer kişilik özellikleri sergiliyordu; ancak bu büyük benzerlik, arkasındaki korkunç gerçeği de beraberinde getirdi.
Bir kardeş intihar etti, sonuçlar mühürlendi
Deneyin yarattığı psikolojik tahribat yıllar içinde ağırlaştı. Üçüzlerden Eddy Galland, yaşadığı kimlik karmaşası ve depresyonun ardından 33 yaşında intihar etti. Deneyi yürüten Dr. Neubauer ise 2008 yılında ölene dek hiçbir pişmanlık dile getirmedi. Deneyin tüm verileri, hayatta kalan kardeşlerin ve toplumun tepkisinden çekinildiği için Yale Üniversitesi'nde koruma altına alınarak 2065 yılına kadar erişime kapatıldı.
"Denek değil, kurban olduk"
Bugün hayatta olan Robert ve David, hayatlarının çalındığını ve birer "laboratuvar faresi" gibi kullanıldıklarını savunuyor. Bilim dünyasında etik tartışmaların sembolü haline gelen bu olay, 2018 yılında "Three Identical Strangers" (Üç Aynı Yabancı) belgeseliyle tüm dünyaya duyurulmuştu.