Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde adliyeye sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgularının ardından tutuklandı. Toplam 13 şüphelinin yer aldığı işlemler neticesinde, savcılığın tutuklama talep ettiği isimlerden Özcan ve Can cezaevine gönderilirken, diğer zanlılar hakkında farklı kararlar tesis edildi.

Hakimlik on bir kişi hakkında adli kontrol kararı verdi

Gün içinde adli makamlara çıkarılan ve aralarında Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da bulunduğu 13 kişi, savcılık sorgularının tamamlanmasının ardından nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine gönderildi. Soruşturmayı yürüten savcılık; Tanju Özcan, Süleyman Can ve Ali Sarıyıldız için tutuklama, geri kalan 10 şüpheli için ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılma talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, incelemeler sonucunda Tanju Özcan ile Süleyman Can’ın tutuklanmasına hükmederken, Ali Sarıyıldız da dahil olmak üzere diğer 11 kişinin adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.

İfadesi ortaya çıkmıştı: Tanju Özcan savunmasında irtikap suçlamalarını reddetti

Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre Tanju Özcan, savcılık ifadesinde hakkındaki iddiaları kesin bir dille reddetti. Market denetimlerinin rutin faaliyetler olduğunu belirten Özcan şu sözlerle kendini savundu:

"İcbar yolu ile menfaat sağlamaya çalışacak olsam yazılı bir teklif mektubu sunmam. Mağdurlar da gerçekten icbar edilmiş olsalardı yapılan her işleme karşı dava açamazlardı."

Özcan, Bolu’yu Seviyorum Vakfı’nın (BOLSEV) mahkeme kararıyla kurulmuş yasal bir yardım kuruluşu olduğunu, Bolu’yu Seviyorum Eğitim Ticaret A.Ş.’nin bu vakfın iştiraki olduğunu ancak kendisinin bu şirketin yönetim kurulu başkanı olmadığını belirtti. Ayrıca, belediyeye ait olan Bolu Bel A.Ş.’de de herhangi bir görevi bulunmadığını ifade etti.

Yardım faaliyetleri için hayırseverlerden destek istendiği ifade edildi

Vakfın kuruluş amacının ihtiyaç sahiplerine, öğrencilere ve engellilere yardım etmek ile bir huzurevi inşa etmek olduğunu anlatan Özcan, bu kapsamda şehrin ileri gelenlerinden ve yüksek kazançlı şirketlerinden bağış talep ettiğini dile getirdi. Söz konusu toplantının da bu amaçla düzenlendiğini belirten Özcan, şu ifadeleri kullandı:

"Toplantıda da vakıf kurulduğunu, bu vakfın öğrencilere, yaşlılara, engellilere yardım yapacağını söyledim ve vakfa bağışta bulunup bulunamayacaklarını sordum. Özellikle büyük market yetkilileri doğrudan bağış yapamayacaklarını, ancak reklam vermek için ciddi bütçelerinin olduğunu, bu parayı reklam vermek suretiyle verebileceklerini söylediler. Toplantı günü kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi. Söylediğim gibi reklam konusu büyük market yetkililerin bunu bize söylemesi üzerine açıldı."

Tehdit ve zorlama iddialarına avukat kimliğiyle yanıt verdi

Toplantı sırasında katılımcılara yönelik herhangi bir baskı unsuru oluşturmadığını savunan Özcan, katılımcılara "ya seve seve vereceksiniz ya da..." şeklinde bir ifadesinin olmadığını söyledi. Bir hukukçu olarak böyle bir konuşma yapmayacak bilgiye sahip olduğunu belirten Özcan, idari tahkikat aşamasında da hiçbir mağdurun bu yönde bir beyanı olmadığını hatırlattı. Özcan, sadece kendi vakıfları için değil; Boluspor, cami inşaatları ve kültürel etkinlikler gibi Bolu’nun yararına olan her konuda hayırseverlerden ricacı olduğunu, mevcut dönemde de SMA hastası Rüzgar bebek için kampanya yürüttüklerini aktardı.

Vakfın mali işleyişi ve Ali Sarıyıldız’ın rolü anlatıldı

Vakıf işleriyle Ali Sarıyıldız’ın ilgilendiğini kaydeden Özcan, Sarıyıldız’ın mali müşavir olması sebebiyle sayman üye olarak gelir-gider dengesini, bağışları ve bursları takip ettiğini söyledi. Bazı market zincirlerinin yöneticileriyle görüşme yaptığı iddialarına ilişkin ise şu sözlerle yanıt verdi:

"Eğer benim böyle bir görüşmem olsaydı bu kadar büyük firmalar için 10 bin TL’lik sözleşme yapmak istemezdim."

Tutuklama kararı öncesinde öğrencilere verilecek bursların aksayacak olmasından üzüntü duyduğunu belirten Özcan, ifadesini şu sözlerle tamamladı:

"Yapılan gözaltı nedeniyle ve vakfımızın bugün itibarıyla ihtiyacı olan öğrencilere burs verecek olması ve bu işlemi yapabilmek için yetkili kişi olan ben ve Ali Sarıyıldız'ın burada bulunması nedeniyle öğrencilere burslarının yatamayacak olmasının üzüntüsünü yaşıyorum."