Zamana karşı koymak her zaman büyük operasyonlar veya maliyetli bakımlar gerektirmiyor. Vücudun en büyük organı olan cildimiz ve genel enerjimiz, içeriden gelen desteğe doğrudan yanıt veriyor. Bilim dünyasının yaşlanma hızını yavaşlatmak için üzerinde en çok durduğu 3 alışkanlık, hücre yenilenmesini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.
Şekerin glikasyon etkisinden uzaklaşın
Beslenme alışkanlıklarınızda şekeri minimuma indirmek, cildin kolajen yapısını korumanın ilk şartıdır. Şeker, vücutta "glikasyon" adı verilen bir sürece neden olarak kolajen ve elastin liflerini sertleştirir; bu da cildin sarkmasına ve kırışmasına yol açar. Şeker yerine antioksidan zengini meyveler ve sağlıklı yağlar tüketmek, cildin esnekliğini koruyarak size daha gergin ve canlı bir görünüm kazandırır.

Günlük rutine güneş korumayı (SPF) sabitleyin
Yaşlanma belirtilerinin yaklaşık yüzde 80'i güneşin ultraviyole (UV) ışınlarından kaynaklanır. Sadece yazın veya tatilde değil, kışın ve bulutlu günlerde dahi güneş koruyucu kullanmak "foto-yaşlanmayı" durdurmanın tek yoludur. SPF kullanımı lekelerin oluşmasını engellerken, ince çizgilerin derinleşmesini durdurur ve cildin renk tonunu eşit tutarak sizi olduğunuzdan daha dinç gösterir.

Kaliteli uykunun "onarım" gücünü hafife almayın
Vücudun büyüme hormonu salgıladığı ve hücrelerini onardığı tek zaman derin uyku evresidir. Yetersiz uyku, stres hormonu olan kortizolü artırarak cildin onarım mekanizmasını felç eder. Her gece aynı saatte uyumaya özen göstererek ve en az 7 saatlik bir uyku düzeni oluşturarak; göz altı morluklarından kurtulabilir, cildinizin kendi kendini yenilemesine izin vererek doğal bir parlaklık kazanabilirsiniz.





