Tıbbi cihazlara bağlı enfeksiyonlar, hasta konforunu düşüren ve tedavi süreçlerini zorlaştıran önemli sorunlar arasında yer alıyor. Bu alanda daha güvenli ve sürdürülebilir çözümler arayışı sürerken, Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nde geliştirilen nane bazlı yeni bir kaplama yöntemi dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Nane esansiyel yağının ileri teknolojiyle birleştirilmesiyle elde edilen bu kaplama, farklı tıbbi malzemelere uygulanabilir yapısıyla öne çıkıyor.
Gündelik bir gözlemden laboratuvara uzanan fikir
Çalışmanın çıkış noktası, Flinders Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi’nde görev yapan Profesör Krasimir Vasilev’in kişisel bir gözlemi oldu. Vasilev, nane yapraklarının boğaz üzerindeki rahatlatıcı etkisinden yola çıkarak, bu bitkinin biyolojik özelliklerinin dayanıklı bir yüzey kaplamasına dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini sorguladı. Uzun yıllardır bu alanda çalışan ekip, nane esansiyel yağını atmosferik basınç plazması yöntemiyle ultra ince ve sağlam bir filme dönüştürmeyi başardı.
Plazma teknolojisiyle dayanıklı ve çevre dostu kaplama
Geliştirilen yöntemde, nane yağı yüksek ısıya veya zararlı kimyasallara ihtiyaç duyulmadan plazma yardımıyla yüzeylere bağlanıyor. Bu sayede yağın biyolojik olarak etkili yapısı büyük ölçüde korunurken, ortaya bozulmaya karşı dirençli ve uzun ömürlü bir kaplama çıkıyor. Kullanılan sistemin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalışabilmesi ise yöntemi çevresel açıdan da öne çıkarıyor.
Kateterlerde test edildi, güçlü sonuçlar elde edildi
Kaplama ilk olarak, hastane ortamında sıkça kullanılan ve enfeksiyon riskiyle ilişkilendirilen idrar kateterleri üzerinde denendi. Yapılan testlerde, kaplamanın zararlı reaktif oksijen türlerinin büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği ve dokuda tahrişi sınırladığı görüldü. Ayrıca E. coli ve Pseudomonas aeruginosa gibi yaygın bakterilere karşı temas halinde etkili olduğu belirlendi. Kaplamanın, bakterilerin bazı antibiyotiklere karşı duyarlılığını artırdığı da elde edilen bulgular arasında yer aldı.
İnsan dokusuyla uyumlu, farklı alanlara açık
Laboratuvar ortamında yapılan incelemelerde, insan hücrelerinin bu kaplama üzerinde sağlıklı şekilde büyümeye devam ettiği ve normal metabolik faaliyetlerini sürdürdüğü gözlemlendi. Bu durum, nane bazlı filmin insan dokusuyla temas açısından uygun olduğunu ortaya koydu. Kateterlerin yanı sıra ortopedik cerrahi ve uzun süreli bakımda kullanılan birçok tıbbi cihaza da uygulanabileceği ifade ediliyor.
Uygulamaya ve iş birliğine açık bir teknoloji
Çalışmayı yürüten ekip, doğal bileşenlerden yararlanan bu yaklaşımın hasta konforunu artırırken enfeksiyon risklerini azaltabileceğini belirtiyor. Flinders Tıp Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmaların klinik uygulamaya yakın olması, geliştirilen teknolojinin sahada kullanılabilirliğini güçlendiriyor. Araştırma ekibi, yöntemin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi için yeni iş birliklerine açık olduklarını da paylaşıyor.