Portekiz, hem bütçe dostu seçenekleri hem de korunmuş mimarisiyle son yılların yükselen yıldızı olmayı sürdürüyor. Klasik Avrupa turlarından sıkılanlar için daha yerel ve otantik bir deneyim sunan bu rota, genellikle Lizbon’dan başlayıp kuzeye doğru uzanan bir akışla planlanıyor. İşte bu büyülü ülkeyi adım adım keşfetmek isteyenler için en ideal duraklar:
Lizbon ve Sintra ile nostaljik bir başlangıç
Geziye, nostaljik sarı tramvayların ve Fado müziğinin başkenti Lizbon’da başlanması tavsiye ediliyor. Şehrin tarihi mahallesi Alfama’da kaybolmak, Belem Kulesi’nde okyanusa selam vermek ve meşhur "Pastel de Nata" tatlısının tadına bakmak bir klasik. Lizbon’a sadece 40 dakika uzaklıktaki Sintra ise renkli sarayları ve puslu ormanlarıyla bir masal diyarını andırıyor. Özellikle Pena Sarayı, mimari çeşitliliğiyle bölgenin en çok fotoğraflanan noktası konumunda.
Porto’nun nehir kıyısındaki büyüleyici atmosferi
Rotanın kuzeydeki durağı ise ülkeye adını veren Porto şehri. Ribeira bölgesinde Douro Nehri kıyısında yürüyüş yapmak ve Luis I Köprüsü üzerinden gün batımını izlemek şehrin ruhunu anlamak için en iyi yol. Dünyanın en güzel kitapçılarından biri kabul edilen Livraria Lello, Harry Potter serisine ilham veren atmosferiyle kitapseverlerin uğrak noktası. Porto’dan kalkan teknelerle çıkılan Douro Vadisi turu ise dünyanın en eski şarap bölgelerinden birini görme imkanı tanıyor.
Algarve’nin turkuaz koyları ve sörf kültürü
Eğer zamanınız varsa seyahati güneye, Algarve bölgesine uzatmak deniz ve güneş tutkunları için şart. Benagil Mağarası gibi doğa harikalarına ev sahipliği yapan bu bölge, devasa falezleri ve turkuaz sularıyla biliniyor. Lagos ve Albufeira gibi şehirler canlı gece hayatıyla dikkat çekerken, Sagres gibi noktalar dünyanın her yerinden gelen sörfçülerin buluşma noktası oluyor. Portekiz, her mevsim farklı bir yüzünü sunarak gezginleri kendine çekmeye devam ediyor.