Suriye'de yeni yılın başlangıcıyla beraber terör örgütü PKK/SDG'ye yönelik icra edilen askeri faaliyetler, dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Operasyonun başlangıcında Şam yönetimine yaptırım uygulanabileceği sinyalini veren Washington yönetimi, SDG'nin sahadan çekilmesinin ardından bu tehdidi hayata geçirmedi. ABD kanadından gelen yeni açıklamalarda, SDG’ye yönelik "amacınız tamamlandı, Şam’a entegre olun" çağrısı dikkat çekti. Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan güncel bir makalede ise Suriye lideri Ahmed Şara’nın son dönemde elde ettiği siyasi kazanımlar derinlemesine analiz edildi.
Trump’tan Ahmed Şara’ya takdir mesajı
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, ülkenin kuzeydoğu bölgesinde PKK/SDG yapılanmasına karşı yürüttüğü operasyonla sahadaki dengeleri kökten değiştirmeyi başardı. ABD tarafından gelen yaptırım uyarılarına ve çeşitli güvenlik endişelerine rağmen geri adım atmayan Şara’nın hamleleri sonucunda, daha önce SDG işgali altında bulunan geniş toprak parçaları Şam yönetiminin denetimine geçti.
ABD destekli SDG çatısı altında faaliyet gösteren Arap aşiretlerinin taraf değiştirerek merkezi hükümete destek vermesi, örgüt içerisindeki çözülmeyi hızlandırdı. Bu gelişme üzerine SDG güçleri, Rakka ve Deyrizor gibi stratejik öneme sahip pek çok noktadan çekilmek zorunda kaldı. Geçmişte ABD tarafından "cihadist savaşçı" olarak nitelendirilen ve Irak Savaşı döneminde yakalanan Ahmed Şara, Beşar Esad’ın 2024’teki düşüşünden sonra Trump yönetimiyle şaşırtıcı bir diyalog zemini kurdu. ABD Başkanı Donald Trump, sahadaki son durumu değerlendirirken Şara için "muazzam ilerleme kaydediyor" ifadesini kullandı.

Pentagon ve Barrack’tan SDG’ye entegrasyon çağrısı
Şam yönetiminin operasyonel başarısı ve SDG’nin geri çekilmesi, Suriye genelindeki güç dengesini yeniden şekillendiriyor. Pentagon kaynakları, sahadaki üstünlüğün artık Şam hükümetine geçtiğini teyit ediyor. Bu süreçte ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, dikkat çeken bir çıkış yaparak SDG unsurlarına Suriye devlet yapısına entegre olmaları yönünde tavsiyede bulundu.
ABD’nin Suriye’deki mevcudiyetinin temel gerekçesinin DAEŞ ile mücadele olduğunu hatırlatan Barrack, SDG’nin 2019 yılına kadar bu konuda verimli bir ortak olduğunu, ancak o dönemde muhatap alınabilecek işlevsel bir merkezi hükümetin bulunmadığını ifade etti. Barrack, mevcut duruma ilişkin olarak "SDG'nin sahadaki başlıca DAEŞ karşıtı güç olma amacı büyük ölçüde sona ermiştir" değerlendirmesini yaptı.
Askeri güçten ziyade siyasi strateji ön planda
Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan entegrasyon protokolü, yeni yılın gelişiyle beraber SDG’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine geçerliliğini yitirdi. Çatışmaların yeniden alevlenmesiyle birlikte, taraflar arasında bir yılı aşkın süredir devam eden müzakere süreci de resmen noktalandı. Mazlum Abdi’nin yeni orduya katılım karşılığında talep ettiği özerklik ve mevcut askeri yapıların korunması gibi şartların Şam tarafından reddedildiği bilgisi paylaşıldı.
Analistler, Şara’nın askeri güç kullanımından ziyade uyguladığı siyasi stratejilerle netice aldığına vurgu yapıyor. Şam’ın bölgedeki Arap aşiretleriyle kurduğu güçlü bağlar, SDG’nin içten çökmesine zemin hazırladı. Aşiretlerin desteğiyle stratejik petrol sahaları ve Fırat Nehri üzerindeki kritik barajlar merkezi yönetimin kontrolüne geçti.

Tutuklu DAEŞ mensupları Irak’a sevk ediliyor
Kuzeydoğu Suriye’deki kontrol değişimiyle eş zamanlı olarak ABD, SDG denetimindeki kamplarda tutulan binlerce DAEŞ mensubunu güvenlik gerekçesiyle Irak’a nakletmeye başladı. Planlama doğrultusunda yaklaşık 9 bin tutuklunun 7 bininin Irak’a transfer edileceği ve bu kişilerin sorumluluğunun Bağdat yönetimine devredileceği bildirildi.
Bölgenin SDG unsurlarından temizlenmesi Şam için yeni imkanlar sunsa da çeşitli riskleri de barındırıyor. Şam yönetiminin bir sonraki adımları merakla beklenirken, ABD’li yetkililer SDG’nin zayıflamasıyla birlikte Suriye’deki Amerikan askeri varlığının geleceğine dair belirsizliğin sürdüğünü kaydediyor.





