Bilim dünyası, 2026 yılına kanserin en agresif ve tedavisi zor türlerine karşı elde edilen tarihi başarılarla başladı. Özellikle glioblastoma (beyin kanseri) ve pankreas kanseri gibi hayatta kalma oranının çok düşük olduğu türlerde, fare deneylerinde %100'e yakın başarı sağlandığı açıklandı. Henüz insan klinik denemeleri aşamasında olunmasa da, geliştirilen bu yeni yöntemler kanserle mücadelede "öldürmek yerine dönüştürmek" ve "çoklu hedefleme" gibi devrim niteliğinde stratejiler sunuyor.
Aziz Sancar ve ekibinden beyin kanserine tarihi darbe
Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar ve ekibi, Ocak 2026'da yayımlanan çalışmalarında en ölümcül beyin tümörü türü olan glioblastoma için umut ışığı yaktı. Standart kemoterapi ilacı TMZ ile laboratuvarda kullanılan EdUadlı kimyasalın birleştirildiği tedavi, fare modellerinde tümörlerin 23. günde tamamen yok olmasını sağladı. Sancar, bu yöntemin beyin bariyerini aşabildiğini ve sadece kanserli hücreleri hedef aldığını vurgularken; yöntemin insanlar üzerinde test edilmesi için en az 2 yıllık bir sürece ihtiyaç olduğunu belirtti.
Pankreas kanserinde "üçlü ilaç" devrimi
İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi'nden (CNIO) Prof. Mariano Barbacid önderliğinde yürütülen çalışmada ise, bugüne kadar tedaviye direnç gösteren pankreas tümörleri hedef alındı. Daraxonrasib, afatinib ve SD36 ilaçlarından oluşan "üçlü kombinasyon", farelerde tümörleri tamamen ortadan kaldırırken, 200 gün boyunca direnç oluşumunu da engelledi. Barbacid, bu sonucun pankreas kanseri tarihinde bir ilk olduğunu ancak klinik deneylere geçmek için ciddi bir finansman ve zaman gerektiğini ifade etti.
Öldürmek yerine iyileştirmek: Kolon kanserini "sağlıklı hücreye" dönüştürdüler
Güney Kore'deki KAIST laboratuvarlarından gelen bir diğer müjde ise kolon kanseriyle ilgili oldu. Prof. Kwang-Hyun Cho’nun ekibi, kanser hücrelerini yok etmek yerine onları sağlıklı bağırsak hücrelerine dönüştüren "hücresel yeniden programlama" yöntemini geliştirdi. MYB, HDAC2 ve FOXA2 genlerini hedef alan bu teknolojiyle, kanserli dokular agresifliklerini kaybederek normal bir yapıya büründü. Bu yaklaşım, kemoterapinin ağır yan etkilerini ortadan kaldırabilecek yepyeni bir tedavi paradigması olarak değerlendiriliyor.
Bilim insanlarından ortak uyarı: "Umut var ancak süreç devam ediyor"
Peş peşe gelen bu üç büyük başarı, sosyal medyada "kanserin kesin çözümü bulundu" şeklinde yankı bulsa da, uzmanlar temkinli olunması çağrısında bulunuyor. Tüm bu çalışmaların şu an için laboratuvar ve fare modellerinde başarılı olduğu, insan vücudundaki karmaşık yapıyla uyumunun test edilmesi için birkaç yıl sürecek klinik faz çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu hatırlatılıyor.