Uzayın derinliklerinde ikinci bir Dünya arayışı, heyecan verici bir keşifle sonuçlandı. Gelişmiş teleskoplar ve yeni nesil analiz yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmada, Güneş sistemimizin dışında, yaşamı destekleme potansiyeline sahip bir gezegen tespit edildi. Ancak bu keşfi diğerlerinden ayıran en büyük fark, gezegenin ekstrem hava koşulları.
Dondurucu ama umut verici
Gezegen, yıldızına olan uzaklığı bakımından yaşanabilir bölge sınırları içerisinde yer alıyor. Fakat yapılan termal ölçümler, gezegen yüzeyindeki ortalama sıcaklığın -70°C civarında olduğunu gösteriyor. Bu sıcaklık Dünya'nın en soğuk yerleri olan kutup bölgeleriyle benzerlik gösterse de, bilim insanları bu durumun yaşam için kesin bir engel teşkil etmediği görüşünde.

Atmosfer yapısı kritik rol oynuyor
Gezegenin sadece yüzey sıcaklığına bakarak karar vermenin yanıltıcı olabileceğini belirten araştırmacılar, iki önemli ihtimal üzerinde duruyor.İlk olarak sera etkisi, eğer gezegenin yoğun bir atmosferi varsa, tıpkı Venüs'te olduğu gibi ısıyı hapsederek sıcaklığı suyun sıvı halde kalabileceği seviyelere çekebilir.
İkinci olarak ise yeraltı okyanusları, gezegenin yüzeyi buzla kaplı olsa bile, jeotermal enerji sayesinde buz katmanlarının altında devasa sıvı su okyanusları bulunabilir.
146 ışık yılı: Uzak mı, yakın mı?
146 ışık yılı, evrensel ölçekte "arka bahçemiz" sayılabilecek bir mesafe olsa da, günümüz teknolojisiyle bu gezegene ulaşmak binlerce yıl sürecek bir yolculuk anlamına geliyor. Ancak bu mesafe, James Webb gibi gelişmiş uzay teleskoplarının gezegenin atmosferindeki kimyasal bileşenleri (oksijen, metan, karbondioksit) analiz etmesi için oldukça ideal bir konumda.





